TMMOB – İMO – İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Semih UÇAR ve Yönetim Kurulunun “Depreme ve Yangına Dayanıklı Yapı Tasarımı ve Enerji Verimliliği” konulu Seminer hakkında yaptığı basın açıklaması.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi tarafından “Depreme ve Yangına Dayanıklı Yapı Tasarımı ve Enerji Verimliliği” konulu Seminer, 18 Nisan 2025 tarihlerinde, İmo- İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi adına, (İMO) organlarından biri olan İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Proje Komisyonu, 15. Çalışma Döneminde; değişen dünya, hızla gelişen teknoloji ile birlikte bilişim alanındaki gelişmelerin inşaat mühendisliği mesleğine ve eğitimine olası etkilerini irdeleyerek mesleğin geleceği için bir vizyon oluşturmayı amaçlamış ve yakın bir gelecekte inşaat mühendisliğini ve eğitimini etkileyebileceğini öngördüğü değişimleri ve gelişmeleri irdelemek amacıyla 18 Nisan 2025 tarihlerinde “Depreme ve Yangına Dayanıklı Yapı Tasarımı ve Enerji Verimliliği Seminer”ini gerçekleştirmiştir.
Sempozyumun açılışında İMO Sakarya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Semih UÇAR, seminerin anlam ve önemini içeren bir açılış konuşması yaptı. Konuşmanın ardından Seminerin oturumlarına geçildi.
Sempozyum açılış konuşmasının ardından Rusya’dan, Ratoyar Yönetim Kurulu Başkanı Shefer Yurıy VLADIMIROVIC’in sunduğu “Proje Sunumu ve Dünyadan Örnekler” konulu konuşma yapıldı.
Sempozyumun ikinci oturumunda Rusya’dan Tomsk Üniversitesinden, Prof. Dr. Romanenko Sergey VLADIMIROVIC’in sunduğu “Bilimsel ve Kimyasal Formülasyon ” konulu konuşma internet bağlantısı üzerinden yapıldı.
Sempozyumun üçüncü oturumunda Rusya’dan Ratoyar Konsey Üyesi İnşaat Birimi Müdürü, Fedorov Alexey BORISOVIÇ’in sunduğu “Teknik – Statik- Uygulama Sunumu” konulu konuşma yapıldı.
Sempozyumun dördüncü ve son oturumunda ise tüm katılımcıların soru ve cevapları ile etkinlik sonlandırıldı.Katılımcılara plaket verildi
Seminere; İMO Sakarya Şube Yönetim Kurulu ve genç-İMO üyeleri ile çok sayıda meslektaşımız katıldı.
İMO Sakarya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Semih UÇAR’ ın Seminerin açılışında yaptığı konuşma:
Değerli Katılımcılar,
Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,
Bugün, yaşadığımız büyük felaketlerden çıkarılması gereken dersleri bilimsel bir perspektiften değerlendirmek için bir araya geldik. İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi olarak düzenlediğimiz bu seminer, yalnızca geçmişte yaşanan yıkımı konuşmak için değil, aynı zamanda gelecekte benzer felaketlerin önüne geçebilmek için alınması gereken önlemleri ve yeni bilimsel teknolojileri tartışmak adına büyük bir öneme sahiptir.
İnşaat Mühendisleri Odası Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsım adına, başta etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen tüm meslektaşlarıma, bildiri sahiplerine, Sakarya Şubemizin yönetim kurulu üyelerine ve etkinliğin düzenlenmesinde görev alan çalışanlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum.
Tabii ki seminere katılım sağlayan, bizleri yalnız bırakmayan sevgili meslektaşlarıma ve değerli katılımcılara da teşekkür ediyorum.
Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,
Altını çizmek gerekir ki, Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde bulunan bir ülkede, deprem gerçeği ile yaşamak bir zorunluluk olsa da, mühendislik uygulamaları sayesinde bu gerçek karşısında çaresiz değiliz. İnşaat Mühendisleri Odası olarak yıllardır ısrarla şunu vurguluyoruz: bilimsel bilgiye, mühendislik disiplinine ve uzmanların uyarılarına kulak verilmesi halinde, deprem gibi doğa olayları karşısında güvenli yapılar inşa ederek, can kayıplarını ve yıkımı en aza indirmek mümkündür. Ne yazık ki, bilime sırt çeviren, mühendislik ilkelerini göz ardı eden, geçmişten ders almayan anlayış sürdükçe, can ve mal kayıplarıyla sonuçlanan afetlerde sorumluluğu bulunanlardan hesap sorulmadığı sürece, yeni felaketlerin de kaçınılmaz olduğunu hepimiz biliyoruz.
Türkiye’de yapı üretim süreci yıllardır ciddi eksiklikler ve yanlışlarla sürdürülmektedir. Son 20 yılda tam 6 kez imar affı çıkarılmış, kaçak yapılar yasal hale getirilmiş ve mühendislik hizmetlerinden yoksun binalar göz göre göre halkın kullanımına sunulmuştur. İmar aflarıyla ruhsatlandırılan binalar, aslında halkın can güvenliğini tehdit eden potansiyel felaket noktalarıdır. Dolayısıyla, yapı güvenliği konusunda yalnızca deprem sonrası değil, deprem öncesinde de ciddi denetim mekanizmalarının oluşturulması gerektiği açıktır.
Yapı stokumuzun belirsizliği nedeniyle eski yapıların depreme karşı güvensizliği bir yana, yapı denetimi sistemimizin sorunları ve şantiye sahalarında mühendislik hizmetlerinin eksiksiz ve tam olarak uygulanmasının önündeki engeller, yeni üretilen yapıların da ne kadar sağlıklı olduğu konusunda şüpheleri çoğaltmaktadır.
Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,
Bu etkinlik vesilesiyle sizlerin huzurunda önemli bir konuya daha değinmek isterim.Depremlerinden ardından başlatılan hukuk süreçleri ne yazık ki asıl sorumluyu bulmak amacından çıkmış, bir günah keçisi bulunarak toplum nezdinde öfkeyi dindirmenin bir aracına dönüşmüştür. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi o günah keçisi inşaat mühendisi meslektaşlarımız olmuştur.
Hiç kuşkusuz 6 Şubat Depremlerinin yaratmış olduğu yıkımda sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılması bizlerin de başlıca talebidir. Ancak söz konusu hukuk süreçlerinde, olması gereken neredeyse hiçbir şey yoktur.
Mesela, deprem riskine karşı tedbir almak; imar mevzuatına, plan projelerine aykırı riskli yapıları ve afet riski olan bölgeleri belirlemek; gerekli denetimleri yapmak görev ve sorumluluğunu taşıyan kamu görevlileri yoktur, bu davalarda.
Son 20 yılda 6 imar affı yasası çıkaran, yasalara aykırı olarak üretilen yapıları “imar aflarıyla” bağışlayan merkezi idare ve yerel yönetimler de bu davalarda yoktur.
Buna karşılık yıkılan ve hasar gören on binlerce yapının sorumluluklarının sadece meslektaşlarımızın omuzlarına yüklenmesi söz konusudur.
Yıkılan binaların hangi sebepten yıkıldığı net olarak ortaya konulmadan, yıkım sebepleri ve sorumluluk zinciri tespit edilmeden, bazı eksiklikler nedeni ile bilirkişi raporlarında da yıkımda kusurlu olarak gösterilen; tasarım, yapım ve denetimden sorumlu meslektaşlarımızın tutuklanması vardır.
Yargılamalarda hâkime yardımcı olması beklenen bilirkişi raporlarının bilimsel ve teknik pek çok hata içermesi, hukuka aykırı olarak kusur belirlemesi yapması, söz konusu bilirkişi raporlarının ise olayın özelliği gereği doğrudan yargılamaya yön vermesi nedeniyle adil bir yargılamadan uzaklaşılması vardır.
Belki de en önemlisi, ceza yargılamasının en temel ilkelerinden olan masumiyet karinesinin meslektaşlarımız açısından, suçsuz olmadığı hükmen sabit oluncaya kadar suçlu sayılacaktır, şeklinde tersine çevrilmesi vardır.
İnşaat Mühendisleri Odası olarak meslektaşlarımızı yalnız bırakmadığımızı, bundan sonra da bu hukuk süreçlerinin ısrarlı takipçisi olacağımızı sizlerin huzurunda bir kez daha vurgulamak isterim.
Değerli Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,
Bugün burada, afetlerde kaybettiklerimizi anarken, aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızı da hatırlamalıyız. Deprem zararlarının etkisini en aza indirmek için daha kapsamlı ve etkin adımlar atılması gerektiği açıktır. Riskli yapı stokumuzun dönüştürülmesi, yapı denetim sisteminin baştan sona yeniden düzenlenmesi, yapı üretim sürecine dair mevzuatta yapılması gereken düzenlemeler ve en önemlisi, mühendislik hizmetlerinin tam ve etkin bir şekilde sağlanması için gerekli adımların atılması artık ertelenemez bir zorunluluktur. İnşaat Mühendisleri Odası olarak, yıllardır yetkililere sunduğumuz raporlarla, kamuoyuna yaptığımız açıklamalarla, düzenlediğimiz bilimsel etkinliklerle çözüm önerilerimizi dile getirdik.
Bir doğa olayı olan depremin afete dönüşmesinin önüne geçmek mümkündür. Hatalardan ders çıkarmak ve daha güvenli bir gelecek için harekete geçmek ülkemiz için artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Afetlerimizde kaybettiklerimizi bir kez daha saygıyla anarken, Seminerimizin başarılı geçmesini diliyor, katkılarınız ve katılımlarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.
TMMOB-İMO
İnşaat Mühendisleri Odası
Sakarya Şube Başkanı