Antalya için bir fırsat…

ana manset - 5 Mart 2026 11:39

Antalya için bir fırsat…

Necdet Buluz

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen yıllık Taraflar Konferansı’nın otuz birincisi (COP31), Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek.

Son yirmi yılda istikrarlı biçimde büyüyen COP toplantıları, bugün Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen en büyük yıllık organizasyonlar haline gelmiş bulunuyor.

COP31, Antalya için bir takvim etkinliği değil; geleceğimizi yeniden planlama fırsatıdır.

İklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal boyutlarıyla ele alınması ve özellikle kırılgan gruplarla birlikte değerlendirilmesi gerekliliği vurgulanmış; belirlenen iklim hedeflerinin sahada somut eylemlere ve uygulanabilir politikalara dönüştürülmesinin zorunluluğu öne çıkıyor.

Geçtiğimiz yıl Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30’da; iklim değişikliğiyle mücadelede gelinen aşama, yeni Ulusal Katkı Beyanları, iklim finansmanı ve ormansızlaşmanın durdurulması, biyolojik çeşitlilik kaybı, yerli halkların hakları gibi kritik başlıklar ele alınmış; bununla birlikte Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı’nın güncellenmiş hâlinin kabul edilmesi, uyum politikaları, adil geçiş ve doğa temelli çözümler de gündemin önemli başlıkları arasında yer almış bulunuyor.

COP toplantıları, 1992 yılında  Rio De Janeiro’da yapılan Dünya Zirvesinde kabul edilen çok taraflı bir anlaşma olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change -UNFCCC) kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Bu konferanslar, küresel iklim politikalarının şekillendiği ve ülkelerin ortak iklim eylemindeki ilerlemelerinin değerlendirildiği en kritik karar platformudur.

COP7’de kabul edilen ve 16 Şubat 2005’te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltmasını hedefleyen uluslararası, bağlayıcı bir anlaşmadır.

Aralık 2015’te COP21’de taraflar Paris Anlaşması’nı kabul etmiş; hükümetler küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde sınırlandırma taahhüdünde bulunmuştur. Bu kararın ardından ülkeler;

gibi başlıkları kentsel politika gündemlerinin merkezine taşımıştır.

COP31, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek; Avustralya ise COP31 Müzakereler Başkanı olarak görev üstlenecek. Antalya’da, EXPO 2016 alanında düzenlenmesi planlanan COP31’e, UNFCCC’ye taraf yaklaşık 197 ülkenin devlet delegasyonlarının yanı sıra;

Katılım sağlayacak.

Türkiye’nin öne çıkarması beklenen ana temalar şunlardır:

Şüphesiz bu önemli organizasyonun kentimizde düzenlenmesi; Antalya’nın tarım, turizm, su yönetimi ve sürdürülebilirlik potansiyelini uluslararası ölçekte görünür kılacaktır.

Ancak bu zirve yalnızca bir organizasyon başarısı olarak kalmamalıdır.

COP31;

Bu süreçte sivil toplumun aktif katılımı büyük önem taşımaktadır. Yerel ve ulusal politika gündemlerinin oluşumunda ortak akıl ve birlik ruhu belirleyici olacaktır.

Antalya, bu süreci bir vitrin olmanın ötesine taşıyarak somut dönüşümlere odaklanmalıdır:

Antalya turizmin, tarımın, doğal ve kültürel güzelliklerin kenti olduğu kadar,

Öncü bir Akdeniz kenti olmalıdır.

Bu zirve yalnızca diplomatik metinlerle sınırlı kalmamalı; kentimizin sürdürülebilir gelişimi için somut ve kalıcı dönüşümlerin başlangıcı olmalıdır. 

BENZER HABERLER