En düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltildi

22.01.2026

Kişi Okumuş

0 Yorum

En düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltildi

TBMM’de kabul edildi: En düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltildi

En düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin madde, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin düzenlemeleri içeren madde kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu, en düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesine ilişkin düzenlemeleri de içeren, ‘Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.

Genel Kurul’da en düşük emekli aylığı ile ilgili madde üzerine görüşmeler sürerken muhalefetin talebi üzerine yoklama talep edildi. Yoklama esnasında Genel Kurul salonunda bulunmayan milletvekilleri adına Başkanlık Divanı’na pusula gönderilmesi üzerine gerginlik yaşandı.

Muhalefet milletvekilleri Başkanlık Divanı sıraları önünde toplanırken Meclis Başkanvekili Adan, birleşime ara verdi. Aranın ardından Genel Kurul yeniden toplandı. Adan, yapılan işlemi saygısızlık olarak niteledi ve eylemin TBMM’ye karşı yapıldığını ifade etti. Ardından teklifin maddeleri üzerine görüşmelere devam edildi.

Genel Kurul’da kabul edilen maddelere göre; Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararı doğrultusunda, ‘Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Buna göre adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ile staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olanlar, birden fazla uyarma veya kınama cezası almış olanlara aylıktan kesme cezası verilecek. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar ise ilişkileri kesilecek ve Kamu Personel Bilgi Sistemi’nin bulunduğu kuruma bildirilecek. Bu hükümlere göre, sağlık nedenleri hariç ilişikleri kesilenler 3 yıl süreyle devlet memurluğuna alınmayacak.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI SKUTER İŞLETMECİLİĞİNİ DENETLEYEBİLECEK

Öte taraftan teklifle devlet memurlarının disiplin cezalarının yargı kararıyla iptal edilmesi halinde zamanaşımı süresi düzenleniyor. Buna göre, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet 2 yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacak. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi halinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya 3 aydan daha az süre kalması halinde en geç 4 ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilecek.

Ayrıca teklifle, ‘Karayolları Trafik Kanunu’nda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın görevlerine ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre Bakanlık, paylaşımlı elektrikli skuter işletmeciliği faaliyetinde bulunanları denetlemek, aykırı görülen hususlarla ilgili sorumlular hakkında idari para cezasına dair tutanak düzenlemekle yetkili olacak.

EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI 20 BİN LİRAYA YÜKSELTİLİYOR

DHA’nın haberine göre; teklifle en düşük emekli aylığı 16 bin 881 liradan 20 bin liraya yükseltilecek.

Ayrıca işverenlere sunulan asgari ücret desteği 1 Ocak 2026’dan itibaren bin liradan bin 270 liraya çıkarılıyor.

Kanun teklifinin ilk bölümünde yer alan maddelerin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Celal Adan, birleşimi bugün saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

Önce bir bakalım, bu maddeye geçmeden önce şunu da söylemem lazım, bugün 21 Ocak, 21 Ocak çok önemli bir gün; 21
Ocakta, tam bir yıl önce, 36’sı çocuk, 78 canımızı kaybettiğimiz Kartalkaya faciasının sorumlularını, acılarını ve öfkemizi yeniden
hatırlatmak istiyorum ve o dava bitmiş falan sayılmaz, o Kültür ve Turizm Bakanı yargılanmadan bu dava bitmiş sayılmaz; onu da
bizim iktidarımızda göstereceğiz, bu böyle bilinsin. (CHP sıralarından alkışlar)
Nusaybin’de yaşanan, bayrağımıza yapılan saldırıyı da ayrıca kınıyorum. Bu, bizim birliğimizi ve beraberliğimizi bozmaz.
Bu konuda, sanıyorum, bütün siyasi partiler de elbette görüş birliği içindedir.
Değerli vekiller, ekranları başında bizi bekleyen emeklilerimiz; önce neymiş size bir hatırlatalım şöyle bir. AKP iktidarı
göreve geldiğinde, hatırlatmak isterim özellikle, emeklilerimize 1,5 asgari ücret tutarında aylık veriliyordu. Doğru mu? Doğru. Peki,
şimdi ne oldu? Bugün ne oldu? O asgari ücret, yarısından biraz daha fazla hâle geldi. Yani asgari ücrette emeklilerimiz eridi, bitti,
gitti. Asgari ücret 250 TL iken en düşük emekli maaşı o zaman 332 liraymış. Şimdi ne oldu? Ekim 2025 itibarıyla 4/A’dan emekli
olanlar için 20.047 lira, 4/B’den emekli olanlar için 15.849 lira, 4/C’den emekli olanlar için de 31.050 lira aylık alacak şekilde 16 milyon
emekliyi açlık sınırının altına mahkûm eden bir yasa teklifini torba olarak karşımıza getirdiniz. Ayıptır, utanın ya; hiç mi vicdan yok
sizde ya, hiç mi vicdan yok ya! (CHP sıralarından alkışlar)
Siz geldiğinizde bir emekli aylığıyla 8,5 çeyrek altın alıyorduk, şimdi, bugün 1,7 çeyrek altın alabiliyoruz.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Dolara bak.
TAHSİN OCAKLI (Devamla) – Dolara da bakarız, kiralara da bakarız, ete de bakarız.
NURETTİN ALAN (İstanbul) Altının onsu 250 dolardı, 4.500 dolara çıktı.
TAHSİN OCAKLI (Devamla) – Verdiğiniz fark 1 kilogram et parası; ayıptır, utanın ya! Kıymanın kilosu olmuş 800 lira,
Ankara’da olmuş kiralar 45 milyon lira; siz “20 bin lira emekli maaşıyla geçinin.” diye mahkûm ediyorsunuz ya! Bundan utanmanız
lazım arkadaşlar ya! (CHP sıralarından alkışlar)
Tabii, sizin hesaba göre Sayın Cevdet Yılmaz’ın da bir beyanı var: Kişi başına düşen 17.748 dolar. Bu para 64 bin TL
aylığa denk geliyor. Bizi izleyen emeklilere soruyorum şimdi: Bu rakamı alan emekliniz var mı, yok mu? (CHP sıralarından “Yok.”
sesleri) Bir kişi çıksın, desin ki: “Ben 64 bin lira emekli aylığı alıyorum.” 16 milyonun içinde yoksulluğa mahkûm ettiğiniz sayı 15
milyon. Şimdi, 5 milyon kişiye vereceksiniz bin lira fark, bunun için bunu utanmadan Meclise getiriyorsunuz ya, ayıptır ya! (CHP
sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, 2019’dan beri her yıl yasayla belirlenirken kök aylıkları yerinde saydı. Yüksek maaş alanların aylıkları
en düşüğe yaklaştırılırken bütün emeklilerin gelirleri âdeta bir yoksulluğa getirildi, bütün emekliler yoksullukta âdeta eşitlendi.
Süremin çok azaldığını tabii hesaplayamıyorum ama buradan MHP Grubuna da özellikle bir şey söylemek istiyorum: Sayın
Bahçeli’nin sefalet ücreti açıklamasından sonra size umut bağlayan emeklilere “Biz iktidar değiliz, ittifak ortağıyız.” demek sizin
vicdanınıza bu emeklileri aklamak için yetiyor mu, Allah’ınızı severseniz ya! (CHP sıralarından alkışlar) Olmaz arkadaşlar, bu kabul
edilebilir bir şey değildir yani. 20 bin lira aylığa “evet” diyen milletvekillerini bu akşam tarih yazacak. Kim “evet” dedi, kim “hayır” dedi
bütün Türkiye bu akşam veya sabah uyandığında görecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) – Elektronik oylama istiyoruz.
BAŞKAN – Buyurun.
TAHSİN OCAKLI (Devamla) – Bir şey istiyoruz ya “Kaynak yok.” diyorsunuz, KÖİ’lere kaynak var, köprülere kaynak var,
müteahhitlere kaynak var, garanti projelerine kaynak var; şu emekliye gelince, bu emekçiye gelince niye kaynak yok arkadaş ya? Bu
“emekli” dediğiniz kişi çayını toplayan nenedir, fındığını satan dededir, “Balıkçılıkla 3 kilo satarım da para eder.” diyen emekli
öğretmendir, şoförlük yapandır. Ayıptır, bunlara bu farkı vermeniz sizin neyinizi eksiltir ya! Kesin başka bir yerden ya, kesin ya! Olmaz
böyle bir şey! Bu kabul edilebilir bir şey değildir ve Cumhuriyet Halk Partisi bu önergeye “Evet.” dememeniz hâlinde sizi tarihin
çöplüğüne gönderecek olan kadrolara sahiptir ve biz bu iktidarı kurarız, bu halkın bu geçim derdini de herkesin de sorunlarını çözeriz.
(CHP sıralarından alkışlar)
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı.)
MURAT EMİR (Ankara) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Yoklama talebi var, isimleri tespit edeceğim.
Sayın Emir, Sayın Ocaklı, Sayın Karabat, Sayın Şevkin, Sayın Güneşhan, Sayın Suiçmez, Sayın Akay, Sayın Tahtasız,
Sayın Tanal, Sayın Yazgan, Sayın Zeybek, Sayın Sümer, Sayın Gürer, Sayın Derici, Sayın Yontar, Sayın Dinçer, Sayın Emre, Sayın
Çiler, Sayın Barut, Sayın Ersever.
Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)
BAŞKAN – Pusula gönderen milletvekillerimiz dışarıya çıkmasın.
(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)
BAŞKAN – Mehmet Ali Cevheri, Şanlıurfa? Burada.
Burhan Kayatürk, Van? Burada.
Nilgün Ök, Denizli? Burada.
Nazım Elmas, Giresun? Burada.
Turan Bedirhanoğlu, Bitlis?
(CHP sıralarından “Yok.” sesleri, gürültüler)
NİLGÜN ÖK (Denizli) – Yetiyor, yetiyor Başkanım.
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı vardır.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Bir kişi nerede, bir kişi?
MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, Genel Kurul böyle çalışamaz!
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…
MURAT EMİR (Ankara) – Ama yoklama alınamadı.
BAŞKAN – Bulundu, sayı bulundu.
MURAT EMİR (Ankara) – Hayır, bakın, Sayın Başkan, olmayan bir kişi için burada pusula verilmiş mi?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Hem de olmadan oy kullanmış Başkanım.
MURAT EMİR (Ankara) – Turhan Bedirhanoğlu için?
BAŞKAN – Bir dakika…
MURAT EMİR (Ankara) – Bunu kabullenemeyiz.
BAŞKAN Hayır, tamam da sayıyı bulduk.
MURAT EMİR (Ankara) – Olsun, fark etmez.
EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Olur mu ya! Sayı bulunmuş, sayı.
BAŞKAN – Bu Turhan Bedirhanoğlu nerede?
MURAT EMİR (Ankara) – Arkadaşlar, bakın, sahtecilik asla kabul edilemez. Arkadaşlar, sahtecilik yapılıyor burada. (CHP
sıralarından alkışlar) Arkadaşlar, yaklaşın arkadaşlar.
(CHP milletvekillerinin kürsüye yürümeleri)
HALUK İPEK (Amasya) – Başkan, oylamaya devam!
SERKAN SARI (Balıkesir) – Emeklinin hakkını yedirmeyiz!
MURAT EMİR (Ankara) – Yaklaşın arkadaşlar.
(CHP ve İYİ PARTİ milletvekillerinin kürsü önünde toplanmaları)
MURAT EMİR (Ankara) – Turhan Bedirhanoğlu isimli AKP’li milletvekili adına Genel Kurulda olmadığı hâlde pusula verilmiş.
HALUK İPEK (Amasya) – Oylamaya devam!
ŞEREF ARPACI (Denizli) – Olmayan adam nerede, olmayan adam nerede?
MURAT EMİR (Ankara) – Biraz önce Kâtip Üyeler bunu tespit etti, burada büyük bir sahtecilik var! Bu sahteciliğe izin
veremeyiz! Emeklinin hakkını çalmak için bunu yapamazlar!
ŞEREF ARPACI (Denizli) – Olmayan adam nerede, olmayan adam nerede?
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) – Bu akşam Meclisin saygınlığına leke düşmüştür. Bu ülkenin en önemli meselesi fakirliktir,
açlıktır, yokluktur, sefalettir! Bunun görüşüldüğü, yasa teklifinin tartışıldığı akşam Meclis yoklaması istenmiştir ve olmayan bir adam
adına oy pusulası verilmiştir. Bunu kabul etmiyoruz.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) – Emeklinin hakkını yedirtmeyeceğiz!
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) – Biz buradayız, emeklinin hakkını, hukukunu korumak için buradayız. İktidarın da bir daha
böyle bir şey yapmaması için kendisini ikaz ediyoruz.
HALUK İPEK (Amasya) – Başkan, oylamaya devam!
MURAT EMİR (Ankara) – Biz, burada, emeklinin hakkı için, emeklinin alnının terinin karşılığını alması için mücadele
ediyoruz. Bu saatte tüm muhalefet partisi milletvekilleri buradayız ama onlar yoklar.
BAŞKAN Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:01.51
ALTINCI OTURUM
Açılma Saati: 02.03
BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP ÜYELER: Yasin ÖZTÜRK (Denizli), Rümeysa KADAK (İstanbul)
—– 0 —–
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
248 sıra sayılı Kanun Teklifinin 7’nci maddesi üzerinde Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı ve arkadaşlarının önergesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
(CHP sıralarından “Kabul, kabul” sesleri)
BAŞKAN – Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
BAŞKAN – Bir şey söyleyeceğim yalnız: Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisini yönetirken büyük bir şuurla
yönetiyorum, hepinize saygım var. Bugün benim yönetimimde, burada ciddi bir saygısızlık yapılmıştır, terbiyesizlik yapılmıştır;
olmadığı hâlde bu kâğıdı gönderen ahlaksızdır, kim getirdiyse ahlaksızdır. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından “Bravo” sesleri,
ayakta alkışlar)
Ayıp değil mi ya, ayıp değil mi! Biz burada çoğumuz yaş olarak farklı bir noktadayız, hepinize çok saygı duyduğumu
kendiniz görüyorsunuz. Dolayısıyla, buradayken olmadığı hâlde buraya kâğıt gönderen… Çok ciddi bir şekilde alındığımı ifade etmek
istiyorum; bu saygısızlıktır, Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmamıştır. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından “Brovo” sesleri,
ayakta alkışlar)
1. Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy ve Yozgat Milletvekili Süleyman Şahan ile 75 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3464) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 248) (Devam)
BAŞKAN – 248 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
7’nci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 7- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun ek 19 uncu maddesinin
birinci fıkrasında yer alan “16.881 Türk lirasından” ibaresi “asgari ücretten” şeklinde değiştirilmiştir.”
Elif Esen Mehmet Atmaca Mehmet Emin Ekmen
İstanbul Bursa Mersin
Sadullah Kısacık Selçuk Özdağ Şerafettin Kılıç
Adana Muğla Antalya
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç.
Buyurun. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 7’nci maddesi
üzerine grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Dün bağımsızlığımızın sembolü ay yıldızlı bayrağımıza Suriye sınırında yapılan çirkin saldırıyı kınıyorum. Failler hak
ettikleri şekilde cezalandırılmalı, benzer provokasyonlara karşı gerekli önlemler mutlaka alınmalıdır.
Değerli milletvekilleri, bugün bu kürsüden bir zam oranını değil bir zihniyeti konuşmak zorundayız. Kanun teklifinin 7’nci
maddesiyle en düşük emekli aylığı 20 bin liraya çıkarılıyor. Çoğu büyük şehirde 20 bin liraya kiralık ev bulamıyorsunuz. Emeklilerimize
bunu reva gören zihniyeti reddediyoruz. Lafa gelince oldukça iddialısınız “Güçlü Türkiye” “Türkiye Yüzyılı” “Şahlanıyoruz.” gibi ifadeler
kullanıyorsunuz, milletin sofrasından alım gücünden, sokaktaki yoksulluktan haberiniz yok anlaşılan; sahadan tamamen
kopmuşsunuz. Ama gerçek şudur: Açlık sınırı 30 bin lirayı geçmişken 20 bin lira iyileştirme değil, sefaletin adıdır. Bu ülkede emekli
için refah talebi artık bir lüks olarak algılanıyor, emeklilere “Nefes alsın yeter.” diyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Bakın, tabloyu
somut konuşalım: Bu ülkede yaklaşık 16,5 milyon emekli var. Bu insanlar bu devlete yıllarca prim ödedi, vergi verdi, çalıştı, üretti
ama bugün gelinen noktada gelecek kaygısı yaşayan milyonlarca emekli sesini duyurmaya çalışıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Sadece gençler değil, emekliler de gelecek kaygısıyla yaşıyor. Genç “İş bulabilecek miyim?” diye kaygılı, emekli “İşe geri dönmek
zorunda kalacak mıyım?” diye kaygılı, genç “Hayat kurabilecek miyim?” diyor, emekli “Hayatta kalabilecek miyim?” diyor. Bu tablo
sosyal devletin iflasıdır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin güçlü olduğunu söylüyorsunuz ama bugün bu güç emeklinin sofrasına hiç uğramıyor.
(YENİ YOL sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Faize gelince kaynak var, 2026 bütçesinde 2 trilyon 742 milyar lira faiz ödemesi var;
geçilmeyen köprüye, gidilmeyen otoyola gelince kaynak var; yüz milyarlarca lira garanti ödemesi var; makam araçlarına, temsil
ağırlamaya, betona gelince kaynak var ama emekliye gelince “20 bin lira yeter.” diyorsunuz. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Faize
saniyede 87 bin lira ödeyen bir iktidarın emekliye ayda 1.061 liralık artışı reva görmesi ekonominin konusu olmaktan çıkmış, ahlaki
bir sorun hâline gelmiştir. Bu bir tercihtir ve siz emekliden yana değil ranttan yana, faizden yana, israftan yana tercihte
bulunuyorsunuz. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar) Biz buna itiraz ediyoruz çünkü mesele sadece para meselesi değildir; bu
bir hak meselesidir, bu bir emek meselesidir, bu bir adalet meselesidir.
Bir de işin kök aylık oyunu var. Kök aylıkları yükseltmek yerine hazineden tamamlama yapıyorsunuz. Bu ne demek, biliyor
musunuz? Yarın zam yaptığınızda milyonlarca emekli kâğıt üzerinde zam alacak ama cebine tek kuruş girmeyecek; bu, emeklinin
bugünüyle birlikte yarınını da gasbetmek demektir. Üstelik prim adaletini de yerle bir ediyorsunuz; 3600 gün prim ödeyenle 9000 gün
prim ödeyenin aynı maaşa mahkûm edildiği bir sistem çalışmayı cezalandıran, adaleti yok eden bir sistemdir.
Saadet Partisi olarak buradan açıkça söylüyoruz: En düşük emekli aylığı açlık sınırının altında olamaz, emekliye refah payı
verilmek zorundadır, kök aylıklar şeffaf biçimde yükseltilmelidir, prim adaleti mutlaka sağlanmalıdır. (YENİ YOL ve CHP sıralarından
alkışlar) Bunlar hepimizin beklentisidir ki başlatmış olduğumuz imza kampanyasına 1 milyon 300 binden fazla vatandaşımız imza
vererek destek oldu. Yirmi yıldır “millet iradesi” diyorsunuz; işte, milletin iradesi ortada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Buyurun.
ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) – Gelin, bu taleplere kayıtsız kalmayın ki biz de samimi olduğunuza inanalım. Unutmayın,
güçlü Türkiye, gerçek güçlü Türkiye köprüyle, betonla, faiz rakamlarıyla, sloganlarla değil; emeklinin, işçinin, gencin huzuruyla ölçülür.
Milletimiz insan onuruna yaraşır bir yaşamı hak etmektedir. Bu millet neciptir, bu memleket zengindir. Adaletin gözetilmediği, emeğin
hiçe sayıldığı bu zulüm düzeni Allah’ın izniyle mutlaka değişecek ve milletimiz hak ettiği adil düzene ve saadete kavuşacaktır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Hayhay.
Sayın Emir, Sayın Ağbaba, Sayın Şevkin, Sayın Güneşhan, Sayın Gezmiş, Sayın Tahtasız, Sayın Akay, Sayın Suiçmez,
Sayın Sümer, Sayın Karasu, Sayın Arpacı, Sayın Meriç, Sayın Yontar, Sayın Kanko, Sayın Karagöz, Sayın Gökçen, Sayın Ersever,
Sayın Barut, Sayın Uzun, Sayın Kayışoğlu.
Yoklama için iki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı vardır.
1.- Osmaniye Milletvekili Seydi Gülsoy ve Yozgat Milletvekili Süleyman Şahan ile 75 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3464) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 248) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi’nin 7’ci maddesinde yer alan “20.000” ibaresinin “25.000” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Turhan Çömez Ayyüce Türkeş Taş Burhanettin Kocamaz
Balıkesir Adana Mersin
Hüsmen Kırkpınar Lütfü Türkkan Yüksel Selçuk Türkoğlu
İzmir Kocaeli Bursa
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Bursa Milletvekili Sayın Yüksel Selçuk Türkoğlu.
Buyurun Sayın Türkoğlu. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 7’nci
maddesiyle en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılması öngörülüyor ve maalesef iktidar bunu bir müjde gibi sunuyor ama biz
buradan açıkça söylüyoruz; bu, bir müjde değil, yıllardır gasbedilen bir hakkın ve bir sefalet ücretinin itirafıdır. Bugün Türkiye’de
emekliler, bilinçli bir sistemle yoksullaştırılan, âdeta zulmedilen çok ciddi bir toplum kesimidir; bu, tesadüf değildir, bu, basit bir yanlış
değildir, bu, bir tercihtir. İktidar sürekli ne diyor? “En düşük emekli aylığı asgari ücrete yaklaştı.” diyor; bu, bilerek yapılan bir
aldatmacadır; doğru karşılaştırma öyle değildir, doğru karşılaştırma ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranıdır. 2002 yılında
ortalama emekli maaşı asgari ücretin yüzde 22 üzerindeydi. Bugün durum ne? Asgari ücretin yüzde 25 altına düşmüş durumda. Yani
ne olmuş? Emekli, çalışandan çok çok geriye düşmüş, ömrü boyunca prim ödeyen insan bugün asgari ücretlinin bile gerisine itilmiş.
İşte, bu insanlara 20 bin lirayı layık görmek yaraya pansuman bile değildir. Kaldı ki bu memlekette asgari ücret açlık sınırının
altındadır.
Şimdi, şöyle: Bugün burayı Mehmet Ali amca, Hüseyin amca, Adnan amca, Hasan amca, Ayşe teyze, emekliler, dedeler
takip ediyorlar -ediyorlardı yayın olduğu müddetçe- buradan bir umut bekliyorlardı fakat resmen bu memlekette 16 milyon emekliyle
Meclis dalga geçti, siz dalga geçtiniz. Siz onları resmen ekmekle, açlıkla, sofrayla terbiye etmeye kalktınız.
Şimdi, bakın, diyorsunuz ki konuşurken “asrın lideri” “dünya lideri” “dünyaya diz çöktüren lider…”
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Recep Tayyip Erdoğan.
NURETTİN ALAN (İstanbul) – Aynen öyle, aynen öyle.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Devamını da söyleyeyim…
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Selçuk Bey, aynen, devam et, korkma, ağzını korkak alıştırma.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – …özellikle Akbaşoğlu “Recep Tayyip Erdoğan” diyor.
NURETTİN ALAN (İstanbul) – Evet.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Bu nasıl bir asrın lideri ki emeklisi aç ve perişan? Böyle liderlik mi olur? (CHP
sıralarından alkışlar)
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Lider gibi lider, lider!
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) Yavaş konuş, yavaş!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Bu nasıl bir dünya liderliği ki senin bu memlekette çalışanın, yıllarca prim
ödemiş insanın açlığa, yokluğa mahkûm edilmiş. Et alamıyor, peynir alamıyor, toruna harçlık veremiyor. Siz iktidara geldiğinizde
2002’de yüzde 71’in üzerindeydi konut sahibi olma oranı, şimdi yüzde 57, TÜİK diyor, açın, bakın. Siz iktidara geldiğinizde benim
babam Kayseri’de emekli oldu, Hava İkmalden.
ŞABAN ÇOPUROĞLU (Kayseri) – Kayseri’yi bu işe karıştırma.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Kayseri’de Hava İkmalden emekli oldu, emekli olduğunda Talas’ta bir ev aldı,
kooperatif evi ve bir de araba aldı; aynen böyle oldu, açın, bakın. Biz 3 kardeş okuyorduk; 2’si Bursa’da, 1’i Eskişehir’de. İşte o
beğenmediğiniz, her gün hakaret ettiğiniz eski Türkiye’yi insanlar, özellikle emekliler, dar, sabit gelirliler, asgari ücretliler mumla arıyor
ya. “Bu bela nereden geldi başımıza? Biz niye bu kadar aç kaldık?” diyor ya! (CHP sıralarından alkışlar) Böyle bir hesap ol-maz.
Şimdi, evet, dönüyorlar, diyorlar ki bir de: “Biz sessiz çoğunlukların sesi olacağız, kimsesizlerin kimi olacağız.”
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Öyle zaten, öyle.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Dediniz mi?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Öyle, öyle.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – E, kimsesizler burada işte!
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Olur mu ya, onlar büyükler, büyükler.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Sizin sayenizde 2002’den bugüne 17 milyon insan açlığa ve yokluğa mahkûm
edildi ya.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Ne alakası var?
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Anlaşılan size davulun sesi uzaktan hoş geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Hiç alakası yok.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ses kısıldı, ses.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Tamamlayayım Başkan.
BAŞKAN – Buyurun.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Anlaşılan, evet, davulun sesi size hoş geliyor. Niye? Tok, açın hâlinden
anlamıyor. Niye? Siz sarayın içine öyle gömüldünüz ki…
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Ne sarayı ya? Hayret bir şey!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – …sokaktan da pazardan da vatandaştan da emekliden de haberiniz yok. Ağır
vebal altındasınız. İnsanların karnını doyuracak kadar, açlık sınırında bir maaşı asgari ücretline ve emekline vermiyorsan sizden
dünya lideri olmaz. Sizden asrın lideri de olmaz.
NURETTİN ALAN (İstanbul) – Onu sana sormayacağız.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – O kararı siz vermiyorsunuz.
NURETTİN ALAN (İstanbul) – Ona millet karar verir. Sana sormayız, merak etme!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – Bu sefaletin ancak sorumlusu olur. O nedenle onu yoklukla ve yoksullukla
yönetmek diye bir geleneğiniz var, onun farkındayız ama…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Hadi, hadi! Hadi! Bitti hadi, bitti!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) – …biz teklifimizi yeniliyor ve asgari ücret sınırında bir emekli aylığı istiyoruz.
Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Tamam teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir… (CHP sıralarından gürültüler)
MURAT EMİR (Ankara) – Arkadaşlar, hayır…
Sayın Başkan, daha fazla. Ret daha fazla.
BAŞKAN İtiraz var?
MURAT EMİR (Ankara) – Ret daha fazla Sayın Başkan.
BAŞKAN – Elektronik oylama yapacağım.
İki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – 7’nci madde kabul edilmiştir.
8’inci madde üzerinde 4 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle 5510 sayılı Kanun’a eklenmesi teklif edilen GEÇİCİ
MADDE 112’de yer alan “İşsizlik Sigortası Fonundan” ibaresinin “Hazineden”, “İşsizlik Sigortası Fonu” ibarelerinin “Hazine”, “İşsizlik
Sigortası Fonunca” ibaresinin “Hazinece”, “Türkiye İş Kurumuna” ibaresinin “Hazine ve Maliye Bakanlığına”, “Türkiye İş Kurumunun”
ibaresinin “Hazine ve Maliye Bakanlığının” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Elif Esen Mehmet Atmaca Mehmet Emin Ekmen
İstanbul Bursa Mersin
Sadullah Kısacık Selçuk Özdağ
Adana Muğla
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Emin Ekmen.
Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önce bir durumu tespit edelim: Gece saat iki buçuk,
arkadaşlarla hep beraber çalışıyoruz çünkü 7’nci maddenin gündüz, TRT yayın yaparken tartışılmaması isteniyor. (AK PARTİ
sıralarından “Ne alakası var!” sesleri, gürültüler)
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Ne alakası var?
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Acaba hangi çağda kaldınız? Bu gece buradaki tartışmalar yarın medyaya
yansımayacak mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Evet, Sayın Başkanım, izin verecekler mi?
BÜLENT KAYA (İstanbul) – Böyle bir usul yok.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) – Mehmet Emin Bey, sen devam et.
BAŞKAN – Mehmet Emin Bey, siz devam edin.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Başkanım, laf atmalar bittiyse devam edeyim, yoksa böyle bir şey olmaz.
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Hadi devam et ya!
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) – Şimdi bu madde, İşsizlik Fonu’ndan işverenlere yani patronlara para transferiyle ilgilidir.
BÜLENT KAYA (İstanbul) – Genel Kurula hitap et Emin Bey.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Bu kadar hararetlendiniz, aslında söylemeyecektim ama söyleyeyim: İşsizlik Fonu,
devlete işçinin brüt ücretten yaptığı kesintilerle verdiği bir emanettir, bu emanet tekrar işçiye günü geldiğinde bir destek olarak
ödenmek üzere devletin namusuna emanet edilmiştir. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Girin Google’a yazın, emanet ve hadisişerif.
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Ya, yalan söylüyorsun!
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Emanete ihanet ne demektir, hadisişeriflere bakın.
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Yalan söylüyorsun!
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Utanmıyor musunuz işçinin zor günde biriktirdiği parayı patronlara emanet etmeye?
(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Yalan söylüyorsun!
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Utanmıyor musunuz işçinin parasını patrona transfer etmeye? Burada kim yalan
söylüyor?
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) – Sen yalan söylüyorsun.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Utanmıyorsun, utanmıyorsun! Madde burada, işçi başına 1.270 lira hem de bütün
işverenlere. Bakılsa, işverenin durumu yoksa, o işverenin desteklenmesi gerekiyorsa…
BÜLENT KAYA (İstanbul) – Genel Kurula hitap et.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Başkanım, size niye hitap edeyim?
BÜLENT KAYA (İstanbul) – Bize hitap et, biz vicdanlıyız.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Etkilenmesi gereken onlar, onların vicdanına sesleniyorum, onlarına ahlakına
sesleniyorum, onların inandığı Peygamber’in sözüyle sesleniyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Size niye hitap edeyim
Başkanım?
Arkadaşlar, İşsizlik Fonu’nda işçinin brüt ücretlerinden aktarılan parayı daha önce MESEM’lere aktardınız, bugün de bunu
işverene aktarıyorsunuz ve işçi başına tam olarak 1.270 lira, belki bazı arkadaşlar okumamış olabilir. Kanunun maddesi açık: Hiçbir
ön şart taşımadan, hiçbir disiplin taşımadan bu paranın doğrudan işverene aktarılması emanete hıyanet değil de nedir, bana bunun
cevabını verin ya. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Neye kızıyorsunuz? Niçin kızıyorsunuz? Az sonra grup başkan
vekiliniz çıksın desin ki: “Hatip yalan söylüyor. 8’inci maddede işverene herhangi bir kaynak transferi söz konusu değildir ve 8’inci
madde İşsizlik Fonu hakkında değildir.” Ben de buraya çıkayım, sabaha kadar, TRT canlı yayınına başlayana kadar sizden defalarca
kez özür dileyeyim. Ne var bunda? Özür dileyeyim sizden. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Devletin aldığı o paraya ihtiyaç olduğunda devlet “Yok.” mu diyecek!
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Şimdi, burada işçilerin bu kaynak transferiyle ilgili hiçbir denetim yok. Hani şu olabilir:
İşverenle ilgili bir denetim yapılır, bunun gerçekten zor durumda olduğu kabul edilir. Bir de gerekçede “istihdamı korumak” denmiş.
İstidam büyük patronlara para aktararak korunur, belirli şartlarda zorluk altında olan işverenin desteklenmesi yoluyla korunur?
Üstelik, faizciye parayı hazineden veriyorsunuz, patronlara niye İşsizlik Fonundan veriyorsunuz? Bu İşsizlik Fonu hepimizin
evlatlarının, gençlerinin, amcalarının, dayılarının zor gün için biriktirdiği para değil mi? Başka bir şey: Bir işçi “İşsizlik Fonundan para
almak istiyorum.” dese son üç yılda 600 gün prim ödemesi gerekiyor. Peki, işverene bu parayı aktarınca işverenden herhangi bir şart
istiyor muyuz? Hayır. Bunun ismi, işsizin zor günler için biriktirdiği, devletin namusuna emanet ettiği paranın patrona ve işverene
transferi değil de nedir? (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar) Bana sadece bunun cevabını verin.
HASAN ÇİLEZ (Amasya) – İşsizlik Fonu’ndan paraya ihtiyaç olursa devlet “Yok mu?” diyor, cevap versene buna. Devlet
“Yok mu, param yok mu?” diyor. Ya orada bir şey varmış gibi boş konuşma!
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Şimdi, eğer devlet İşsizlik Fonu’ndaki işsizin kötü gün, kara gün parasına muhtaç
hâle gelmişse, vay o devletin hâline, vay o devletin hâline! (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, burada, emekli maaşını çok geriye gitmeden 2020 yılıyla mukayese etmek istiyorum. Bakın, 2020 yılında TÜİK
verilerine göre, 214 kilogram pirinç alabilen bir emekli, bugün 143 kilogram alabiliyor, yüzde 33,2 negatif büyüme var değil mi
arkadaşlar?
VELİ AĞBABA (Malatya) – Negatif büyüme.
İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) – Negatif büyüme, büyümüş yani.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Yüzde 33,2 negatif büyüme var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – TÜİK verilerine göre, bir emekli 2020 yılında 33 litre zeytinyağı alabiliyorken bugün
28 litre alıyor, burada da yüzde 15,2 negatif büyüme var, negatif büyüme var yani kavramları karıştırmayalım, ekonomi literatürüne
hediye edilen bu kavramlar önemli.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Negatif büyüme önemli.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Son olarak dana eti, dünyadaki en pahalı dana eti Türkiye’de. 2020 yılında bir emekli
38 kilo dana eti alıyorken bugün 31 kilo alıyor yani yüzde 18,4 negatif büyüme var.
Evet, son olarak Özlem Hanım çok doğru bir cümle söyledi: “Biz garibanların oyuyla buraya geldik.”
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Doğru.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Emekliyi “gariban” olarak tasnif etmeniz ayrı bir konu. (YENİ YOL ve CHP
sıralarından alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Ya, “garip gureba”, biliyorsunuz ne anlama geldiğini.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) – Emekli başımızın tacı olması gerekirken bugün bu kürsüde “gariban” olarak tarif
edildi; bu, başka bir konu.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Vay be, Özlem Hanım’a hiç yakıştıramadım!
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) Ama garibanların oyuyla geldiniz, garibanların parasını işverene transfer
ediyorsunuz; bu ayıp da size yeter! (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)
III. – Y O K L A M A
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MURAT EMİR (Ankara) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkanım.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Başkanım, ben de söz istiyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Özlem Hanım’a hiç yakıştıramadık bu lafı.
BAŞKAN – Yoklama talebi var.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Ben söz istiyorum Başkanım.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Hiç yakıştıramadık bu lafı size.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Sen kendi işine bak.
BAŞKAN Sayın Emir, Sayın Ağbaba, Sayın Şevkin, Sayın Güneşhan, Sayın Suiçmez, Sayın Akay, Sayın Tahtasız, Sayın
Gezmiş, Sayın Yontar, Sayın Meriç…
VELİ AĞBABA (Malatya) – Özlem Hanım’a bu lafı hiç yakıştıramadım, hakikaten ha.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Ben kendime yakıştırabiliyorum.
Başkanım, ben söz istiyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Yakışır diyor, hakaret yani emekliye.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) İşine bak kardeşim.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Emekli garip gureba olur mu ya!
İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) – Garibanlar getirdi, garibanlar götürecek.
BAŞKAN …Sayın Karagöz, Sayın Karabat, Sayın Arpacı, Sayın Karasu, Sayın Sümer…
VELİ AĞBABA (Malatya) – Emekli bu memleketin onuruydu, garip gureba oldu ya! Olacak mi ya!
BAŞKAN …Sayın Akdoğan, Sayın Uzun, Sayın Yazgan, Sayın Zeybek, Sayın Gökçen.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Yakıştıramadım Özlem Hanım size. Sizin döneminizde işe başlayan biri emekli oldu Özlem
Hanım.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Sizin beceriksizliğiniz!
BAŞKAN – Yoklama için iki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)
VELİ AĞBABA (Malatya) – Sizin döneminizde zengin olan, para kazanan birisi sayenizde emekli oldu ve yoksul.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Beceriksizsiniz, seçim kazanamıyorsunuz.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Yirmi beş yıl önce işe başlayan biri emekli oldu emekli.
Sayın Özdağ, AK PARTİ döneminde işe başlayan biri emekli oldu, işe başladığı zaman düzgün maaş alıyordu, şimdi aç,
aç.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) – Gariban, gariban.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Gariban.
İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) – Gariban, gariban.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Başkanım, ben söz istiyorum, bu garibana bir açıklama yapmam lazım.
(CHP sıralarından “Tabii, tabii, çok önemli gariban!” sesi)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Önemli, kimsesiz demektir, kimsesiz, sözlüğe bak.
İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) – Kimsesizler, yazık! Emeklilerimiz kimsesizler.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Sayın Başkan, Özlem Hanım’a söz vermeyin çünkü Urfa’nın elektriğini hiç gündeme
getirmiyor.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Urfa’nın elektriğini mi söyleyeyim? Tamam, onu da söyleyeceğim Sayın Tanal, bunu da ben
çözeceğim, sen beceremeyeceksin, ben çözeceğim Urfa’nın elektriğini.
İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) – O iktidarın işi sanki.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Urfa’nın elektriğini Başkanım, siz çözmüyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Siz sadece konuşuyorsunuz, biz çözeceğiz, Urfa’nın elektriğini de ben halledeceğim.
(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı vardır.
Önergeyi oylayayım, söz vereceğim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Sayın Başkanım, Özlem Hanım’a bu kadar söz veriyorsunuz, hiç Urfa’nın elektriğini
çözmüyorlar.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, her maddede oylama var. Meclisin dışına çıkıp zaman kaybı yaşamayalım değerli
milletvekilleri.
Sayın Zengin, buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; kürsüde söylendiği için ve aynı zamanda da sol
taraftaki milletvekili arkadaşlarım…
(Uğultular)
BAŞKAN Sayın Grup Başkan Vekili konuşuyor.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Değerli arkadaşlarım, müsaade eder misiniz? Gecenin bu saatinde “gariban” kelimesinden
neyi kastettiğimi ifade etmek istiyorum, suistimale yer yok.
Biz iktidara gelirken, kendimizi ifade ederken “Biz kimsesizlerin ‘kim’i olarak geldik.” diye söylüyoruz, kimsesizlerin “kim”i
olarak. Biz bu ülkede hep yok sayılan insanlardık ve yok sayılan insanları temsil ederek bugünlere geldik.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Urfa’nın elektriğini niye getirmiyorsunuz? “Yok sayılanları” yaptınız işte Urfalıları.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Biz daha az gelir grubundan insanlardan oy alarak geldik. Siz övünürsünüz “Zenginlerden oy
aldık, eğitimlilerden oy aldık; size cahiller oy veriyor.” dersiniz. (CHP sıralarından “Ama insanlara ‘gariban’ dediniz.” sesi)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Başkanım, işte Urfa’dan oy alıyorlar; elektrik yok.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – “Köylülerin partisisiniz.” dersiniz.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Urfa’nın garibanı elektriksiz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Biz bunlarla gurur duyuyoruz. (CHP sıralarından “Oy aldığınız insanları perişan ettiniz,
perişan.” sesi)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Sayın Başkanım, Urfa’nın garibanı elektriksiz.
BAŞKAN – Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – O sebeple… (CHP sıralarından “Başkanım, konuşma bitti.” sesi)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) – Yirmi üç sene oldu, Şanlıurfa’ya ne zaman elektrik gelecek?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) Hayır bitmedi, bitmedi.
Benim kastım çok açıktır: Emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Biz hakikatle sonuna kadar onların arkasındayız,
yanlarındayız ve onların yaşam kalitesini artırmak için sonuna kadar uğraşacağız, bunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) – Emekliyi boynu bükük bıraktınız, boynu bükük.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) – Memlekette herkes aç zaten.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Son cümle: Sayın Tanal sürekli laf atıyor; Urfa’nın elektrik problemini de çözeceğiz eğer varsa
-ki ben olduğunu düşünmüyorum- onu da biz çözeceğiz. Kendisi sadece konuşuyor ama icraat sıfır.
Teşekkür ediyorum.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Sayın Başkanım, Sayın Grup Başkan Vekili sataşıyor.
BAŞKAN Sayın Tanal, buyurun.
Sayın Tanal, toparlayıcı bir konuşma yapın.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) Değerli Başkanım, çok teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, hepinize iyi çalışmalar diliyorum.
Sayın AK PARTİ Grup Başkan Vekili “Şanlıurfa’ya Elektrik gelecek.” diyor. Yirmi üç senedir anamızı ağlattınız, yirmi üç
senedir iktidardasınız biz yirmi üç sene daha bekleyeceğiz Şanlıurfa elektriksiz kalacak? Yani Allah rızası için Urfa’da belediyeyi
istediniz verdiler, başbakanlığı istediniz verdiler, başkanlığı istediniz verdiler, Urfa ne istedi de size vermediler, siz elektriği niye
vermiyorsunuz? Yani sizin Urfa’ya elektriği vermeniz için daha kaç yıla ihtiyacınız var? Yani Urfa’lı perişan, Urfa’lı mağdur, Urfa’lı
kimsesiz değil yani yeter artık yeter, yeter, yeter! Urfa elektrik istiyor! Urfa elektrik istiyor! Urfa elektrik istiyor! Urfa elektrik istiyor! Urfa
elektrik istiyor! Urfa’yı mağdur etmeyin.
Teşekkür ederim Değerli Başkanım, sağ olun. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)
MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN Sayın Emir, buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küçük bir tarihî anlatıyı Genel Kurulla bir kez daha paylaşmak
isterim. Yıl 1928 bütçe görüşmeleri. Çocuk Esirgeme Kurumunun bütçesi gelir, Mustafa Kemal Atatürk bu bütçeyi eksik bulur ve der
ki: Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.” (CHP sıralarından alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Evet, biz öyleyiz.
MURAT EMİR (Ankara) – Eğer hani bilmesek, yirmi üç yıldır Türkiye’de yaşamıyor olsak, Cumhuriyet devrimleriyle, Mustafa
Kemal’le mücadelelerine tanık olmamış olsak…
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Bak, bak, bak…
MURAT EMİR (Ankara) – …sadece bu sözü duymuş olsak Mustafa Kemal’in izinden gidiyor olmalarından mutluluk duyardık.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) – Bak, bak…
MURAT EMİR (Ankara) – Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
İlgili Terimler :

YORUMLAR