- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11134 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

90’ları yeniden yaşamak istemiyoruz!

13 Mayıs 2016 - 0 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»90’ları yeniden yaşamak istemiyoruz!
90’ları yeniden yaşamak istemiyoruz!

TÜSES’ten milletvekillerine hafıza tazeleme

ve dokunulmazlıkların kaldırılmasına “hayır” deme çağrısı

90’ları yeniden yaşamak istemiyoruz!

“Hasan Mezarcı’nın düşüncelerine katılmayabiliriz. Ancak demokrasiden bahsedeceksek, bir milletvekilinin fikirlerini açıklamasına karşı çıkmamalıyız.” (Erdal İnönü, 1994

“Siyasilerin kürsü dokunulmazlığı dışındaki diğer suçlarda,
dokunulmazlıkların kaldırılmasından yanayız.
”(Recep Tayyip Erdoğan, 2002)

Bu salı günü, 550 milletvekili, bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması teklifini oylayacak.

Biz Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı – TÜSES Yönetim Kuruluolarak, tüm milletvekillerine bu oylamada seçmenin iradesine saygı gösterme ve“Hayır” deme çağrısını yapıyoruz. Çünkü “Bütün milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırıyoruz” algısı yaratılmaya çalışılarak, meclisten geçirilmeye çalışılan bu teklif, aslında sadece HDP milletvekillerinin yargı önüne çıkartılması amacıyla düzenlenen, anayasa ve hukuku hiçe sayan bir uygulamadır.

Ve şunları söylüyoruz:

Düşünce ve ifade özgürlüklerini içeren dokunulmazlıkların geçici bir madde ile anayasayı by-pass ederek kaldırılması, açıkça anayasaya aykırıdır!

Kürsü dokunulmazlığının kaldırılması, milyonlarca seçmenin iradesine ipotek koymak ve hiçe saymak demektir.

17-25 Aralık dosyalarında yer alan 4 bakan hariç tutulup, düşünce ve ifade özgürlüğünü koruyan dokunulmazlıkların kaldırılması, uzun süredir zarar gören bir arada yaşama kültürümüze ve toplumsal barışa şiddetli bir darbe vurmak anlamına da gelecektir.

Meclise sunulan bu tasarının ekonomik, sosyal ve siyasal alanda geri dönülmez ve tamiri çok güç sonuçları olacaktır.

Yolsuzluklara değil, düşünce ve ifade özgürlüklerine dokunmak, hukuki olarak yanlış olduğu gibi, siyaseten de uzun vadede hiç kimseye fayda sağlamayacaktır…

HDP milletvekillerine yönelik bu girişim, demokratik siyaset kanallarının kapatılmasını ve bu milletvekillerini seçen Kürt seçmenlerin duygusal ve zihinsel kopuşunu tetikleyecektir.

Ve milletvekillerimizi, oy sandığı önünde vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında şunları da hatırlamaya, hafızalarını tazelemeye davet ediyoruz:

Evet, bu programlar olması gerekeni söylüyor!

“Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartlar uygulamaya geçirilecektir.”
(Parti Programı, Adalet ve Kalkınma Partisi, 2016)

Kişilerin devlet tarafından eşit olarak korunması esastır. Demokrasi, ço- ğunluktakiler kadar azınlıktaki düşüncelerin ve inançların da korunmasını öngörür.”
(Parti Programı, Cumhuriyet Halk Partisi, 2016)

“Partimiz, baskı ve şiddeti bir yönetim tarzı olarak benimseyen devletin bu alandaki yetkilerini sınırlayarak, düşünce, basın, ifade, örgütlenme ve eylem hakkı başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin ve baskıcı yasaların kaldırılması ve demokratik hakların sağlanması için mücadele eder.”
(Parti Programı, Halkların Demokratik Partisi, 2016)

“Partimiz, insan hak ve özgürlüklerini güvence altına almayı amaçlayan evrensel hukuki normların geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamayı benimsemektedir.”
(Parti Programı, Milliyetçi Hareket Partisi, 2016)

TUSES_Icin_CizdiTUSES_Icin_Cizdi1

TBMM kapısında çekilen bu fotoğrafları hiç unutmadık…

Dokunulmazlıklar daha önce kaldırıldı! Ya sonuç?

Terörle mutlaka mücadele edilmelidir. Ne var ki terörle mücadele amacıyla yapıldığı söylenen bu operasyon sonucunda, hem terör daha da tırmandı hem de PKK, tabanını genişletti.

Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden birinin yaşandığı 1990’lar Türkiye’sinin bilançosunu hatırlamakta fayda var.

  •  
  • 1993 ve 1994 yıllarında 11 OHAL ve mücavir ilde 3 bin 428 yerleşim birimi boşaltıldı, 378 bin 335 vatandaş göç etti.
  • 1992-1997 yılları arasında bin 596 faili meçhul cinayet ve 507 gözaltında kayıp vakası yaşandı.
  • PKK terörünün başladığı 1984 ile Abdullah Öcalan’ın yakalandığı 1999 dönemi göz önüne alındığında güvenlik görevlilerinin yüzde 75’i ve sivillerinyüzde 73’ü hayatlarını 1992-1997 döneminde kaybetti.
  • 1997 itibariyle Diyarbakır DGM’deki dosya sayısı Türkiye’deki tüm DGM’lerdeki dosya sayısının yüzde 84’üydü.

Şu kronolojiyi de unutmadık elbette..

●20 Ekim 1991: 19. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri yapıldı, Kürt siyasetçiler SHP çatısı altında meclise girdi.

●6 Kasım 1991: Leyla Zana ve Hatip Dicle’nin TBMM’deki yemin töreninde mecliste olaylar çıktı.

●2 Mart 1994: TBMM’de yapılan oylama ile Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Selim Sadak, Mahmut Alınak ve Ahmet Türk’ün dokunulmazlıkları kaldırıldı.

●4 Mart 1994: DEP’li milletvekili olan Leyla Zana, Hatip Dicle ve Orhan Doğan TBMM’de tutuklandı.

●1 Temmuz 1994: Selim Sadak gözaltına alındı, 12 Temmuz’da o da tutuklandı.

●8 Aralık 1994: Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, dokunulmazlığı kaldırılan milletvekillerine 15 yıl ağır hapis cezası verdi. Karar Yargıtay tarafından da onandı.

●17 Temmuz 2001: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yargılamayı adil bulmadı ve Türkiye’yi 140 bin dolar tazminat ödemesine hükmetti. Kürt milletvekilleri 9 yıl hapis yattıktan sonra tahliye edildi…

Biz 90lar Türkiye’sini yeniden yaşamak istemiyoruz.

Gelin, bir daha düşünün…

Gelin, Kürt halkının duygusal ve zihinsel kopuşuna zemin hazırlamayın…

Gelin, bu coğrafyada yüzyıllardır birlikte yaşayanların ‘evlerini’ ayırmayın…

Bir daha düşünün…

İletişim için: Tamer Altunay

Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı – TÜSES

Yönetim Kurulu Üyesi, İletişim Sorumlusu 05325766164

 

YORUMLAR

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar