- Hoşgeldiniz - Sitemizde 34 Kategoride 11814 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

24 Haziranda “Halk  Devrimi”  Gerçekleşecek Mi?

01 Haziran 2018 - 1 views kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»24 Haziranda “Halk  Devrimi”  Gerçekleşecek Mi?
24 Haziranda “Halk  Devrimi”  Gerçekleşecek Mi?

 24 Haziranda “Halk  Devrimi”  Gerçekleşecek Mi?

 24 Haziran günü Cumhur’ Başkanı ve TBMM üyelerinin seçimi için sandığa gideceğiz.

O gün yapılacak seçimler ülkemiz ve halkımız için  diğerlerinden çok farklı anlam ve mana taşıyacaktır..

Çünkü 24 Haziranda sandığa Ülkemizi yönetecek partiyi seçmek için değil 16 nisanda yapılan referandumla önü açılan tekli hükümet denilen sisteme kalıcı biçimde geçiş ve yürütmenin başını seçmek için gideceğiz.

Bir başka deyişle, 24 Haziran günü Sayın Cumhurbaşkanının arzu ettiği ve istediği  yasama ile yürütmenin TBMM den ayrıldığı, Yürütmenin teşekkülü ve karar verme yetkisinin tamamen CB ye verildiği Türk tipi başkanlık adı verdiği tekli hükumet sistemini  geçilmesini onaylayacağız. Veya;

1923 yılında  Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ün Türk Milletinin karakterine en uygun ve en yakışan olan dediği  Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin mutlak ayrılığına dayanan, TBMM Çatısı altında Milleti temsil eden vekillere verilen  egemenliği kullanma hakkının dahi  geçici olduğu ve kararlarının Anayasaya,  hukuka uygun olması şartına dayandırıldığı  Yürütme ve yasamanın TBMM ait olduğu başbakanlı parlamenter yönetim  sistemine geri dönülmesi sürecini başlatmak için gideceğiz.

25 Haziran sabahı güneş doğduğunda Türk tipi adı verilen 2. Abdülhamit döneminde ilan edilen Meşrutiyetin güncelleşmiş hali ile yönetilmeye başlayacağız. Nihaiyi amaç olan ve yıllardır 2023 yılı vurgusu yapılarak toplumun bilinç altına zikredilen  Yeni Türkiye’nin kurulması  için sondan bir önceki aşama böylece tamamlanmış olacaktır.

Son adımın atılması yine bir referandum yapılmasıyla gerçekleştirilecektir.  Referandumun gerekçesi  “DEVLET YÖNETİMİNDE MEYDANA GELEN ÇİFT BAŞLILIĞI SONLANDIRMAK” Olacaktır. Çünkü 16 Nisan referandumun getirdiği yeni siyasal sistem de tıkanıklık yaşanmaması için partisinin TBMM deki üye sayısı en az 301 olmalıdır. Böylece her kararı tartışılmaz şekilde TBMM de yasallaşabilsin. Bu durum 600 üyesi bulunan TBMM yi halkın nazarında CB nin arzu ve istekleri yönünde hareket eden onay kurumuna dönüşecektir.

Eğer CB nin partisi TBMM deki  üye sayısı 301’in altında kalırsa devlet yönetiminde en derin ve en  sürekli çift başlılık dönemi başlayacak Yasama organı TBMM ile Yürütmenin başı olan CB sürekli karşı karşıya gelecektir.

Sonuç itibari ile her iki durumda TBMM nin  varlığı ve gerekliliği  tartışılmaya başlanacaktır.  Yeniden bir karar verilme durumu ile karşı karşıya kalınacaktır. Ya bu sistem bize uymadı denilerek 16 Nisan 2017 Referandum öncesi siyasal sisteme dönülmesine yönelik Anayasa değişikliğine gidilecek yada başkanın icraatlarında engel duruma gelen TBMM yi tamamen ortadan kaldıracak  yeni  referandum süreci başlatılacaktır..Böylece;

“ATATÜRK’ün kurduğu siyasal yönetim sistem halkın talebi olmayan  halka rağmen jakoben bir anlayışla dayatıldı sessiz değil halkımız gümbür gümbür bir devrim yapıyor farkındamısınız. Halk kendi Devletini kurmak için adım atıyor, 16 Nisan Kutlu Olsun” Açıklamasını yapan Cumhurbaşkanı baş danışmanı Mehmet UÇUM’un ilan ettiği halk devriminin tamamlanması için son adımda atılmış olacaktır.

Ne yazık ki halkımızın bu güne kadar  yapılan referandumlarda ki  tercihini  partisinin ve liderinin yönünde yapmıştır. Merak edip bir kez olsun okuma zahmetinde bile bulunmaz. Bu gerçek Sayın Devlet BAHÇELİ’ nin geçtiğimiz hafta seçim beyannamesini okumasıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yeni sistemde koalisyon söz konusu olmadığı için bir hükumet ortaklığı da olmayacaktır. Hal böyleyken Cumhurbaşkanlığına ve Yürütmenin başına talip olmadığı halde Sayın BAHÇELİ kendi seçmenine ve Kamuoyuna yaptığı sunumda sıraladığı vaatleri acaba nasıl gerçekleştirecektir.? Desteklediği Sayın ERDOĞAN”ın seçilmesi halinde yetkilerini Devlet beyle paylaşacağını, Devlet beyinde Sayın ERDOĞAN’ın şimdiki gibi her istediğini kabul etmeye devam edeceğini  düşünmek saflık ötesi bir beklenti içine girmektir. Büyük ihtimal ile bu ortaklığın   ömrü 24 Haziran akşamına kadardır.

Paylaştığım bu düşüncelerin partizanca ve taraflı yaklaşımın ürünü olmadığını anlayabilmek için  2007 Yılında  Cumhurbaşkanının halkın seçmesi ile ilgili yapılan referandumun  öncesine dönmek ve o günlerde tarafların neler söylediklerini hatırlamak yeterli olacaktır.

2007 Referandumu öncesi TBMM içinde de ve dışında  bulunan partilerin Genel başkanları 12 Eylül darbesi sonrası Cumhurbaşkanlığı makamına büyük yetkiler verildiği dolayısıyla halkın seçtiği Cumhurbaşkanının bu yetkileri kullanması halinde Devlet yönetiminde çift başlılığın kaçınılmaz olacağını söylemişlerdi. Öneri olarak ta referanduma gitmeden Cumhurbaşkanının yetkilerinin TBMM ye devredilmesini daha güçlü  Başbakanlık ve  hükumet sistemini oluşturmaya yönelik değişikliklerin yer aldığı Anayasa değişikliği paketinin içine  Cumhurbaşkanının halkın seçmesine yönelik düzenlemeyi de ilave ederek devletin parasını harcamadan ve halkı  ayrıştırmadan  bu işi TBMM de yapalım teklifinde bulunmuşlardı.

Bu teklif   “Bunlar milletimi, Cumhurun başını seçecek  kabiliyette olmadıklarını söylüyorlar çift başlılık filan olmaz” Sözleri ile karşılık bulmuş ret edilmişti. Ama geçen zaman içinde  Sayın Cumhurbaşkanının bu yetkilerini kullanmaya kalkması  çift başlılık olur diyenler haklı çıkarmıştı. Üstelik her dediğini emir telaki eden bir Başbakan ve  Hükumetin iş başında  olmasına rağmen.

16 Nisan referandumu ile gerçekleşen Anayasa değişikliği de  bu çift başlılığı ortadan kaldırmak için yapılmıştı..

16 Nisan referandumunun yönetim sisteminde getirdiği değişiklikler  24 Hazirandan sonra uygulanmaya başlanacaktır. Ancak yeni siyasal sistemde  söylendiği gibi  devletin tepesinde oluşacak çift başlılık sona ermeyecektir. Yazımda vurgulamak istediğim de husus da budur…  Peki benim bu cahil kafayla gördüklerimi  devletin en tepesindekiler göremiyor mu? Görüyorlardır elbette. Ama haşlandığını fark etmesin diye kurbağanın içinde olduğu kazanın  suyunun yavaş yavaş ısıtılması misali  kademeli olarak  referandum yöntemi ile “MİLLET İSTEDİ”  görüntüsü verilerek    yapılıyor.

Kısacası  24 Haziran seçimlerinde ATATÜRK’ün kurduğu sisteme dönüş sürecinin başlaması için  veya  Sayın ERDOĞAN’ ın  tanımını ve tarifini yaptığı yeni yönetim sistemini ve  yeni Türkiye’nin kuruluşu için sandığa gideceğiz.

 Tercih Milletin olacaktır…

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar