MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı
MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı

MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı...

Teyze 3’üncü marketini de açtı
Teyze 3’üncü marketini de açtı

Teyze 3’üncü marketini de açtı...

SEDAŞ’tan Önemli Duyuru
SEDAŞ’tan Önemli Duyuru

SEDAŞ’TAN ÖNEMLİ DUYURU SEDAŞ  “2013...

Agora AVM Aydilge İle Coştu!
Agora AVM Aydilge İle Coştu!

Agora Avm Aydilge İle Coştu!...

Kanser Tedavisinde Ağız ve Diş Sağlığına Dikkat
Kanser Tedavisinde Ağız ve Diş Sağlığına Dikkat

Kanser tedavisi süresinde genel vücut...

Dijital Dönüşüm
Dijital Dönüşüm

Dijital Dönüşüm Yalçın KOÇAK Geçtiğimiz...

Vali Balkanlıoğlu Fabrikalara Ziyarette Bulundu…
Vali Balkanlıoğlu Fabrikalara Ziyarette Bulundu…

Vali Balkanlıoğlu Fabrikalara Ziyarette Bulundu…...

Mardin’den Almanya’ya İpek Yolu Kuruluyor
Mardin’den Almanya’ya İpek Yolu Kuruluyor

Dünyanın en büyük gıda fuarı...

MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı
MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı

MHP Geyve  İstişare  Toplantısı  Yaptı...

Teyze 3’üncü marketini de açtı
Teyze 3’üncü marketini de açtı

Teyze 3’üncü marketini de açtı...

SEDAŞ’tan Önemli Duyuru
SEDAŞ’tan Önemli Duyuru

SEDAŞ’TAN ÖNEMLİ DUYURU SEDAŞ  “2013...

Agora AVM Aydilge İle Coştu!
Agora AVM Aydilge İle Coştu!

Agora Avm Aydilge İle Coştu!...

Kanser Tedavisinde Ağız ve Diş Sağlığına Dikkat
Kanser Tedavisinde Ağız ve Diş Sağlığına Dikkat

Kanser tedavisi süresinde genel vücut...

Dijital Dönüşüm
Dijital Dönüşüm

Dijital Dönüşüm Yalçın KOÇAK Geçtiğimiz...

Vali Balkanlıoğlu Fabrikalara Ziyarette Bulundu…
Vali Balkanlıoğlu Fabrikalara Ziyarette Bulundu…

Vali Balkanlıoğlu Fabrikalara Ziyarette Bulundu…...

Mardin’den Almanya’ya İpek Yolu Kuruluyor
Mardin’den Almanya’ya İpek Yolu Kuruluyor

Dünyanın en büyük gıda fuarı...

Sakarya54 - Sakarya'nın gür sesi
Sporda şiddet gün geçtikçe çığ gibi büyüyor.
Sporda şiddet gün geçtikçe çığ gibi büyüyor.
Bugün Avrupa’nın 6’ncı büyük futbol ekonomisine sahip bir Türkiye’nin, tribün terörünü, sporda şiddeti, şikeyi ve teşvikle ilgili sorunlarını çözmeden taraftar sayısını artıramayacağı gibi, maç gelirlerini de artıramayacağı açık bir gerçektir....
18 Haziran 2017 09:42
Font1 Font2 Font3 Font4

Bugün Avrupa’nın 6’ncı büyük futbol ekonomisine sahip bir Türkiye’nin, tribün terörünü, sporda şiddeti, şikeyi ve teşvikle ilgili sorunlarını çözmeden taraftar sayısını artıramayacağı gibi, maç gelirlerini de artıramayacağı açık bir gerçektir. Ne zamanki tribün gelirlerini artırırsak o zaman kulüplerimiz de Avrupa’da daha güçlü hâle gelir. Yani sporda şike, doping, şiddet ve terör sadece sosyal açıdan değil, esasında ekonomik açıdan da futbolun kanseridir.

Futbolda şiddet dünyanın her bölgesinde karşılaşılabilen bir olgu. Ancak futbolun kurumsallaştığı ülkelerde yıllar öncesinden başlayan çalışmalarla şiddetin önlenmesine dair önemli mesafeler alındı. Konuyla ilgili olarak söylenmesi gerekenlerden önemli nokta, şiddetin önlenmesi için yasal düzenlemelerin yetmeyeceğidir. Taraftar profilinin çok sağlıklı bir araştırmaya dayalı olarak çıkarılması ve buna uygun bir eğitim modelinin uygulanması şarttır

Sporda şiddet gün geçtikçe çığ gibi büyüyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 17/06/2017 Cumartesi günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim

Özgür Özel

Manisa

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Kocaeli milletvekili Tahsin Tarhan ve arkadaşları tarafından son dönemde sporda, özellikle futbolda artan şiddet olaylarının sebeplerinin araştırılması amacıyla 21/04/2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (1118 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 17/06/2017 Cumartesi günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grubu önerisi lehinde Tahsin Tarhan, Kocaeli Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sporda şiddetin araştırılması ve tedbirlerin alınmasıyla ilgili verdiğimiz araştırma önergesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye’de adalet için Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ve adalet için yürüyen herkese bin selam olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, dün basketbolda Türkiye şampiyonluğu için oynanan bir maç vardı, hepiniz izlemişsinizdir. Sıradan bir maç değildi aslında. Avrupa şampiyonu olan bir Türk takımı ile diğer büyük bir kulübümüz Beşiktaş şampiyonluk maçına çıkıyor, ilk maç 3-0 bitmiş, ikinci maçı Fenerbahçe kazanırsa şampiyon olacak. O maç taraftarsız oynanıyor. Düşünün, Avrupa dahi Avrupa’da şampiyon olmuş bir basketbol takımının maçını merak ediyor, biz o maçı seyircisiz oynatıyoruz ve maçtan sonra da Basketbol Federasyonu Başkanı çok rahat gülerek kupa veriyor, kupa töreni yapıyor.

Sevgili milletvekillerim, Türkiye’nin bu görüntüsü hiç doğru değil. İki büyük kulübümüz oynuyor. Ceza verebilirsiniz ama o maç için de olsa en azından tarafsız sahada olabilirdi, en azından seyircili oynanması gerekiyordu. Ben buradan Basketbol Federasyon Başkanını istifaya davet ediyorum. Fenerbahçe’yi şampiyonluğundan dolayı kutluyorum, Beşiktaş’a da başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, son yıllarda Türkiye’de sporda şiddet artmaya başlamıştır, sporun her branşında şiddet görülmekte. Çoğunlukla şiddet görüntülerine tanıklık ettiğimiz spor alanı futboldur. Kitlesel olarak dayanışma ve birlikte hareket etme duygusuyla izlenen futbol maçlarında şiddet özellikle son dönemlerde iyice artmıştır ve sonrasında şiddet olayları yaşanmakta, neredeyse her platformda şiddet kendini farklı biçimde göstermektedir. Bu durumu hep birlikte araştırmamız gerekir. Şiddetin önüne geçmesi amacıyla PASSOLİG diye bir kavram geliştirildi. Sonuç ne oldu? Statlar, tribünler boşaldı, şiddet iyice arttı. Sadece şiddet artmakla kalmadı, sizin iktidarınızda uluslararası alanda kazanılan bütün madalyalar doping nedeniyle geri alındı. Bu konuda araştırma önergesi veriyoruz, reddediyorsunuz. Sadece sporcu mu suçlu sevgili arkadaşlar? Yöneticilerin ve antrenörlerin hiç mi suçu yok?

Biz futbol ağırlıklı bir ülkeyiz. Sabah esnaf işe gittiğinde iş yerini açtığında dünkü futbol karşılaşmalarını, spor karşılaşmalarını değerlendirir. İşçiler fabrikaya gittiğinde bir gün önceki, hafta sonundaki maçları değerlendirirler. Hangi partiden olursa olsun bütün vatandaşlarımız “spor” dediği zaman bir araya gelip bir arada hafta sonu spor karşılaşmalarını değerlendirirler. Sevgili arkadaşlar, statlarda şiddet var, otobüste şiddet var, en son, uçakta şiddet var. Kendisiyle gurur duyduğumuz, Barcelona’da zevkle izlediğimiz bir millî futbolcumuz, kendisinden büyük bir gazeteciye uçakta saldırıyor ve sonra Millî Takım Teknik Direktörü kadro dışı bırakıyor, bu sporcumuz çıkıp “Ben Millî Takımı bıraktım.” diyor.

Sevgili arkadaşlar, “Millî Takım” denince herkes hangi takımı desteklerse desteklesin millî duygularıyla tek yürek, tek bilek olurdu. Geldiğimiz durumu görüyorsunuz. İsteseniz Çin’de futbol oynayın isterseniz İspanya’da futbol oynayın, “Ben Millî Takımı bıraktım.” diyemezsiniz. Antrenör “Ben kadro dışı bıraktım.” diyor, Futbol Federasyonu Başkanı çıkıp farklı bir açıklama yapıyor. Düşünün, Türkiye futbolunun nereye geldiğini hepiniz görüyorsunuz.

Sporcuların para için, prim için millî formayı giydikleri yerde sporda şiddeti önleyemezsiniz. Kazandığı para, elde edilen başarılardan çok daha büyük olan yöneticilerle sporda şiddeti önleyemezsiniz.

Sporda şiddet gün geçtikçe çığ gibi büyüyor. Rize dönüşü Fenerbahçe takım otobüsü kurşunlandı. Savcılık iddianame dahi düzenlemedi. Bursasporlu futbolcular köprü üzerinde durdurularak takım otobüsü içerisinde darp edildiler. Göztepe-Eskişehir maçında sahaya atılan yabancı maddeler sebebiyle maç otuz dakika durdu. Tüm yaşananlar göstermektedir ki PASSOLİG hiçbir işe yaramamıştır. İnsanların fişlediniz, tribünleri boşalttınız. Türkiye Futbol Federasyonu holding gibi yönetilmekte, cezaları da gelir gibi görmekte. Sporun yönetilmediği çok açıktır. Spor Bakanının sorumluluk alması gerekmektedir. Geldiğimiz durum budur. Futbol Federasyonu ile Basketbol Federasyonu başkanlarının bir an önce istifa etmeleri

gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, kulüplere ağır cezalar kesmek de işe yaramaz. Kesilen bu ağır para cezalarından elde edilen gelirlerin, şiddetin azalması yönünde kullanılması gerekir. Ancak, ne yazık ki Türkiye’de bu paralar bu yönde kullanılmıyor. İçişleri Bakanlığı, spordan sorumlu devlet bakanlığı ve Türkiye Futbol Federasyonunun ortak çalışmasıyla bu durumu düzenlememiz gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir an önce eğitim sistemini değiştirip ilkokuldan itibaren sporda branş dersleriyle sporcu yetiştirmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, egolarından arınmış antrenörler, prim için değil millî takım için ter döken sporcular, federasyonları holding gibi yönetmeyen başkanlar bulduğumuzda, Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını yetiştirebiliriz.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tarhan.

Önerinin aleyhinde Osman Aşkın Bak, Rize Milletvekili.

Buyurunuz Sayın Bak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisinin aleyhinde söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu öneriyle ilgili olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 22’nci ve 23’üncü Dönemde tüm grupların ortak önerisiyle 2 adet Meclis araştırma komisyonu kurulmuş. Birincisi, 22’nci Yasama Döneminde, 4/1/2005 tarihinde kurulan ve Başkanlığını Ankara Milletvekili Haluk İpek’in yaptığı, Türk Sporunda Şiddet, Şike, Rüşvet ve Haksız Rekabet İddialarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu. İkincisi, 23’üncü Yasama Döneminde yine bütün partilerin ortak önergeleriyle 24/11/2010 tarihinde kurulan ve Başkanlığını İstanbul Milletvekili Nazım Ekren’in yaptığı Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu. Ayrıca, 24’üncü Dönemde Türk Sporunda Doping Sorununun Araştırılmasıyla ilgili bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulmuştur. Spordaki tüm sorunlarla ilgili olarak bu zamana kadar 3 adet Meclis araştırması komisyonu kurulmuştur.

Yine, Meclisimiz 31/3/2011 tarihinde bu çalışmaların ışığında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’u kabul etmiştir.

Yine, 26’ncı Dönemde, bu dönemde 26 Nisan 2016 tarihinde Halkların Demokratik Partisinin vermiş olduğu sporda şiddetle ilgili olarak Meclis araştırması açılmasını talep ettiği bir önerge görüşülmüş ve kabul edilmemiştir.

Bugün CHP Grubunun vermiş olduğu, sporda, özellikle de futbolda artan şiddet olaylarının sebeplerinin incelenmesi ve bu nedenleri ortadan kaldıracak tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün ilgili maddelerince Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeyi konuşuyoruz. Geçen yıl sezon bitince konuşmuştuk, bu yıl sezon bitti, yine aynı konuyu konuşuyoruz. Futbolda şiddet ve holiganlık sadece ülkemizde karşılaştığımız bir sorun değil; bu, tüm dünyada ortak bir sorun. Bu olayın zirve yaptığı nokta, hepimizin hafızalarını yokladığımız zaman, Heysel faciasını hatırlatarak 29 Mayıs 1985 tarihinde Juventus-Liverpool maçı ve bu maçta meydana gelen olaylar.

Tabii, bu süreç içerisinde bakanlıklarımız da çalışmalar yaptı, kanun çıktıktan sonra. Geçen yıl 3 Mayıs 2016 tarihinde Sporda Şiddetin Önlenmesi ve Tahkim Çalıştayı İçişleri Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının iş birliğiyle gerçekleştirilmiştir, 2015-2016 sezonunun değerlendirmesi yapılmıştır.

Elektronik bilet uygulamasıyla stada gelen ve olay çıkaran kişilerin tespiti daha kolay hâle gelmiştir. Eksiklikler vardır, bunların düzeltilmesi için iki bakanlık da çalışmaktadır.

Spor kulüplerimizin yöneticileri açıklamalarında daha dikkatli olmalıdır, kışkırtıcı açıklamalardan kaçınmalıdırlar. Spor basınımız üzerine düşeni yapmalı, yorumlarında sporun fair play olması yönünde açıklamalar yapmalı ve bunları değerlendirmelidir.

Sporda şiddete sebep olan holiganlarla ilgili, güvenlik güçlerimiz 6222 sayılı Yasa çerçevesinde işlem yapmışlardır. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2015-2016 sezonunda 12.168 kişiye men tedbiri uygulanmış, bunlardan 3.218 kişi için güvenlik tedbiri uygulanmakta. Emniyet teşkilatımızda spor asayiş büroları kurulmuştur. Spor savcıları, sporda şiddetle ilgili konularda görevlendirilmiştir ve işlem yapmaktadır.

Sporda şiddeti artırmak isteyen holiganlara ve fanatiklere karşı etkin bir mücadeleyi tüm toplum olarak vermeliyiz, emniyet güçlerimize yardımcı olmalıyız.

Stadyumların fiziki yapılarının geliştirilmesi, bu, şiddetin önlenmesinde çok önemli. Hükûmetlerimiz döneminde şehirlerimize uluslararası standartların üzerinde 25’e yakın yeni stadyum kazandırılmış ve kazandırılmaya devam etmektedir; İstanbul, Bursa, Sivas, Konya, Eskişehir, Trabzon ve en son, bir hafta önce ihalesi yapılan İzmir’deki üç stat.

Spor alanlarındaki güvenlik sorunlarına özel yaklaşımlar geliştirilmiştir; kamera sistemleri, güvenlik elemanlarının özel eğitimi, taraftarların güzergâhlarının belirlenmesi. Güvenlik kurulları oluşturulmuş ve her müsabaka öncesi güvenlik kurulları toplanarak gerekli

tedbirleri değerlendirmektedir.

Üç: Futbol kulüplerinde futbol taraftarlarının eğitimi konusunda çalışmalar, Futbol Federasyonu tarafından bu çalışmalar yapılmakta. Ne yapılıyor? Kulüp bünyelerinde, taraftarlardan sorumlu yöneticilik birimleri kurulmuş ve bu yönetici, taraftar gruplarıyla iletişim hâlinde. Taraftar dernekleriyle iletişim hâlinde olunması, taraftar eğitimlerine önem verilmesi…

Spor kültürünü gençlerimiz arasında yaygınlaştırmak çok önemli. Spor, kitleleri heyecanlandıran ortak bir dil. Sporu bir eğlence ve yaşam tarzı olarak görmeliyiz.

Nisan 2016 tarihinde yine Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında, okullarda öğrencilerin en az bir spor dalında lisanslı olması öngörülerek, spordaki altyapı yatırımlarına devam edilmesi noktasında protokol imzalandı ve spor kültürünün ve eğitiminin ilkokul çağlarından başlayarak gençlerimize verilmesi planlanmaktadır.

Hükûmetlerimiz döneminde Türk sporuna büyük yatırımlar yapılmıştır -uluslararası standartlarda stadyumlar, spor salonları, yüzme havuzları- uluslararası dev organizasyonlar, dünya ve Avrupa şampiyonaları organize edilmiştir. Biz spor yaparken toprak sahalarda, çamur sahalarda oynuyorduk, şimdi tüm statlar çim, bunun yanında mahalle ve semt sahaları halı saha. Çatıdan yağmur yağarken su damlardı güreş minderlerine. Ben Güreş Federasyonu Başkanlığı yaptım. O dönemlerde güreş yöneticiliği yapıyordum. Çatılardan sular damlıyordu minderlere, şimdi modern tesislerde spor yapılıyor. Türk sporu bu noktada altyapı olarak müthiş atılımlar yapmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Osman, ata sporunun canına okudun, ata sporunun.

OSMAN AŞKIN BAK (Devamla) – Kim ne derse desin Türk güreşi, Federasyon Başkanı olarak söylüyorum, dünya şampiyonu olmuştur benim zamanımda, bunu da not olarak ifade edeyim.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Doping var mıydı, doping?

OSMAN AŞKIN BAK (Devamla) – Peki, amatör spor kulüplerine verilen destekler ortada, Spor Toto kanalıyla verilen destekler ortada, Türkiye Futbol Federasyonu vasıtasıyla amatör spor kulüplerimize verilen destekler ortada.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Spor Toto’yu kapatalım, kumar o, kumar günah! Spor Toto’yu kapatalım. İnsanlar kan ağlıyor, eve ekmek götüremiyorlar.

OSMAN AŞKIN BAK (Devamla) – Türkiye Futbol Federasyonunun verdiği tesisler ortada.

Şimdi, tabii spordaki şiddetin her türlüsüne karşıyız; sporcuya yapılan şiddete de karşıyız, yöneticiye yapılan, hakeme yapılan şiddetin hepsine karşıyız. Bununla ilgili olarak Meclisimiz üzerine düşen görevi yapmış, 3 tane komisyon kurmuş, bu komisyonlar sonucunda 6222 sayılı Yasa’yı çıkarmış. Yasa’nın uygulamaları devam ediyor ve her geçen gün, her yıl İçişleri Bakanlığı ile Spor Bakanlığı bunları değerlendiriyor, neticeleri ortaya koyuyor ve gerekli tedbirleri alıyor.

Tabii, Türk sporu şundan şanslı: Türk sporunda Başbakanımız ve şimdiki Cumhurbaşkanımız sporun içerisinden geliyor, sporun sorunlarını çok iyi biliyor. Kendisi eski bir sporcu. Türk sporuna yapılan yatırımları… Dünyada en fazla spora yatırım yapan ülke Türkiye.

Tabii, spor salonlarındaki bu şiddetleri asla tasvip etmiyoruz ve bunları önlemek için hep beraber çalışmalıyız. Bundan önce verilen önergelerde de tüm parti grupları ortak olarak vermiş ve araştırma komisyonları kurulmuş, 3 tane araştırma komisyonu kurulmuş…

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Gene kuralım.

OSMAN AŞKIN BAK (Devamla) – …ve bununla ilgili olarak kanun çıkmış. Şimdi bizim yapmamız gereken, bu uygulamaları takip etmek. En önemlisi uygulamaların takibi ve yenilenmesi. Bununla ilgili olarak da Gençlik ve Spor Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız ve Adalet Bakanlığımız her yıl çalışma yapıyor. Geçen yıl yapmış, tarihini verdim, 3 Mayıs 2016 tarihinde üç bakanlık ortak çalışma yapmış; Futbol Federasyonu çalışma yapmış, seminerler düzenlemiş, spor kulüplerimizde bu seminerler düzenleniyor. Taraftarın eğitilmesiyle ilgili çalışmalar yapılıyor.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Futbol Federasyonunun özerkliği tartışmalı bence.

OSMAN AŞKIN BAK (Devamla) – Tabii, burada medyaya büyük görev düşüyor. Medya, spor medyası özellikle, sporda şiddetin azaltılmasıyla ilgili görüşlerini ve bu yönde yapılacak çalışmaları aktarmalı. Bizim, sporu bir kültür olarak değerlendirmemiz lazım. Bununla ilgili olarak da Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığında gençlerimize spor kültürünü, olimpik ruhunu, sporun güzelliklerini, sporun bir seyir zevki olduğunu… Spora gittiğimiz zaman, müsabakaya gittiğimiz zaman, seyirci olarak izlediğimizde, ailemizle, çoluğumuzla çocuğumuzla gitmemiz ve oradan keyif almamız gerekli. Bizlerin hep birlikte, spora şiddeti getirmeye çalışan holigan gruplara, fanatik taraftar gruplarına karşı hem adli tedbirleri hem de toplumsal tedbirleri almamız lazım. İşte bu noktadaki çalışmaları desteklemeliyiz.

Şunu da ifade ediyorum: Türk sporu çok önemli adımlarla, yeni projelere, yeni

başarılara doğru koşuyor. Tüm sporcularımıza gelecek olan müsabakalarda başarılar diliyorum. Türk sporunu ve Türk sporuna emek veren herkesi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Osman, tribünler niye boş?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Boş mu? Dolu…

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Boş hepsi.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bak.

Önerinin lehinde Kamil Aydın, Erzurum Milletvekili konuşacak.

Buyurunuz Sayın Aydın. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; söz konusu önerge üzerinde konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, yeni, taze bir haber aldık, milletvekili olduğum Erzurum ilinin Şenkaya ilçesinde terörle mücadele sırasında bir uzman onbaşı kardeşimizi kaybetmenin elim üzüntüsü içerisindeyiz. Allah’tan bu kardeşime rahmet diliyorum. Kederli ailesine ve yüce Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Yine, Türk siyasetinin renkli siması Süleyman Demirel’in ölüm yıl dönümü. Onu da bu mübarek ayda rahmetle anıyorum. Yaptıklarından dolayı da şükranlarımızı sunuyorum.

Yine, bölge milletvekilimiz Uğur Bey’in de annesini kaybetmiş olduğunu öğrendik. Uğur kardeşime de başsağlığı dileklerimi buradan ifade etmek isterim.

Saygıdeğer milletvekilleri, bilim adamları insanı tanımlarken özelliklerine göre birçok tanımlarda bulunurlar ama mesela, siyasi bir varlık olduğunu da söyleyenler var, ekonomik bir varlık olduğunu da söyleyenler var ama çok genel geçer bir temel tanımlamaya tabii tuttuğumuzda insan ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır. Yani bir taraftan biyolojik ve fiziki özellikleriyle, öte yandan da psikolojik, içsel, ruhsal özellikleriyle ön plana çıkan bir varlıktır. Şunu da söylerler, derler ki: Bu ruh ve beden birlikteliği eğer sağlanırsa, ikisi arasındaki denge çok yerinde olursa, o zaman sağlıklı bir bireyden söz edebiliriz.

Şimdi, gerçekten, bundan hareketle, sporun da özellikle ruh ve bedenin, ikisinin bir arada sağlıklı bir yapıya ulaşmasında önemli bir vasıta olduğuna inananlardanım.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Erzurumspor’a da başarılar. Bizi yendiniz.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Dolayısıyla “spor” deyip bir kenara atılacak bir kavramdan söz etmiyoruz.

Şimdi, spor yapmak huzur ve mutluluk gibi insanın içsel, ruhsal yönüne de olumlu katkıda bulunur. Dolayısıyla herkesin amatörce, yaşamının bir parçası hâline getirerek yapması gereken bu doğal faaliyet, bir taraftan da meslek edinip profesyonelce yapan birtakım grupları da kendine muhatap kılmaktadır. Dolayısıyla, bakın, veciz bir söz işte, diyoruz ki: Zeki, çevik ve ahlaklı olsun. Şimdi, zeki ve çevikliğini… Gerçekten nedir sporda hedeflenen ilk şey? Başarıdır. Burada beklenen şey nedir? Kuralları yerine getirip kısa zamanda belirli bir başarı seviyesine ulaşmak ama salt hedef bu olmamalı. Bizim, aynı zamanda, her şeyde aradığımız gibi ve bunu da bir kural hâline getirdiğimiz gibi yani siyasette, bilimde, teknolojide, ticarette yaptığımız gibi sporda da olması gereken en önemli unsurlardan biri de ahlaktır. Onun için spor etiği deriz, siyaset etiği deriz, bilim ahlakı, bilim etiği deriz, ticaret ahlakı deriz ama nedense son zamanlarda bu görülen şiddet olaylarından hareketle baktığımızda en fazla odaklanmamız gereken bu etik konusu göz ardı ediliyor. Hâlbuki önceliğimiz onda olursa… Birazdan somut örnekler vereceğim, etik kurallarla spor yapmaya çalışanların nasıl kalıcı, abide şahsiyetler olduğuna örnekler vereceğim. Başarılar her ne pahasına olursa olsun elde edilmesi gereken bir hedef olmamalı. Bence adına sportif bir kavram olarak “centilmenlik” denilen şeyi de göz ardı etmemek lazım. Onun için boş söylenmiş bir laf değil, aynı zamanda ahlaklı da olması gerekir diye düşünüyoruz.

Şimdi, bakın, bunlara somut bir iki örnek vermek gerekir. Geçenlerde Bakü’de 4’üncü İslami Dayanışma Oyunları yapıldı. 2 evladımız, 2 sporcu kardeşimiz 100 metre yarışında birlikte yarıştılar; birinin adı Mizgin Ay, diğerinin adı Nimet Karakuş. Şimdi, aynı başarıya odaklandılar, ikisi de birinci olmak istedi, birisi dereceye girdi çok kıl payı, birisi giremedi.

Yarışma bittikten sonra 2 Türk evladımızdan Mizgin kızımız oturup ağladı, “Ben başa baş gittim ama kaybetmişim, Nimet abla kazanmış.” diye fakat Nimet de onun ağladığını görünce, “skorboard”un olduğu masada bir şeyler konuşuluyor, gidiyor oraya, itirazlar var ve itirazlar sonucu bakıyor ki kazanının kendisi değil Mizgin kızımız olduğunu duyunca sevinerek dönüp o ağlayan Mizgin’e koşup diyor ki: “Mizgin, ben değil sen kazanmışsın, gül lütfen, çok iyi olmuş bak sen kazanmışsın.” O çocuk daha sonra diyor ki: “Hayatımda unutamadığım bir şey, Nimet abla, kendisi birinciyken bu kadar neşeli değildi, masadan benim kazandığımı öğrenip bana koşarken neşesini görünce ben de çok etkilendim.” Ve şimdi, atletizmde gerçekten… Artık bizim şu saatten sonra Arda Turan’ı değil, Fatih Terim’i değil, Yıldırım Demirören’i değil, Aziz Yıldırım’ı değil bence Nimet Karakuş’u konuşmamız lazım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani gerçekten böyle bir davranış, böyle bir sportmenlik… İşte zeki, çevik olmak yetmiyor; ahlaklı da olmak lazım. Bizim bunlara ihtiyacımız var, yoksa günübirlik

başarılarla… Dikkat ederseniz hedefe odaklanıp da elde ettiğimiz başarıların hepsinin arkasında ne çıktı? Fiyaskolar çıktı değil mi? Dopingler çıktı, paralar çıktı, efendim hisseler çıktı, pazarlıklar çıktı. Neyin pazarlıklarıydı? “Millî formayı giyeceğiz ama şunu yaparsak şu kadar bedeli olacak.” Böyle bir şey olabilir mi? Bizim Mizginlere, Nimet kızlarımıza gerçekten ihtiyacımız var.

Evet, benden önceki konuşmacı şiddeti örnekleriyle anlattı. Ben, birçoğumuz hatırlarız, futbol merakı olanlar çok iyi hatırlar, 1985’te Belçika’nın Heysel Stadyumu’ndaki faciayı hatırlıyoruz değil mi? Canlı seyrettik, Liverpool ile Juventus’un maçını. Allah korusun, 39 kişi yıkılan duvarın altında ezilerek can verdi. Ben İngiltere’de de gördüm, Sheffield’da 90 küsur kişi yangın sonucu ezilerek yaşamını kaybetti. Yani bu, Lima’da oldu, bu maalesef -biz görmedik ama bizden büyükler hatırlar belki- ülkemizde de oldu, Sivas-Kayseri maçında da oldu. 43 kardeşimiz can verdi o maçta.

Şimdi, bunlardan bir ders çıkarmak lazım. Bu, sporun ahlaki boyutunu çok istismar ediyoruz, çok kenara atıyoruz. Bakın, şiddet nerede başlıyor? Şiddet stadyumda basit bir hareketle başlıyor, bu, domino taşı etkisiyle sahadan yedek kulübesine yansıyor, yedek kulübesinden, yetmiyor, tribündeki önce VİP grubuna, kulüp yöneticilerine yansıyor, oradan tüm stada yansıyor, o da yetmiyormuş gibi sokağa kadar gidiyor; o da yetmiyormuş gibi akşam gidiyoruz, televizyon karşısına oturuyoruz ki ya artık unutalım bu travmayı, bugün bunlar yaşandı, unutalım. Hayır, bütün kanallarda spor yorumcuları aynı travma üzerinde, aynı şiddet üzerinde olabildiğince, benzin dökercesine programlar yapıyorlar. İnanın, bakın, spor camiasında isimsiz bir sürü kahramanlarımız var. Bence biz bir an önce bunlara odaklanmalıyız, bunları söylemeliyiz.

Evet, bu şiddetten kurtulmak gerekir. Şiddet sadece sporda mı var? Sadece sporda yok. Bakın, ahlak çok önemli. Geçen günlerde Londra’da, biliyorsunuz, Kensington kısmında Grenfell diye, fakir fukara için belediye evleri vardır, “council house” derler. Fukaralar için, yoksullar için belediye ya kendisi yapar, gücü yetmezse kiralar, onları fakir fukaraya dağıtır. Onlar orada otururlar, çok zor şartlarda otururlar. Orada bir yangın çıktı. Resmî rakamlar 30 kayıp. “100’ü geçer.” diyenler var.

Dosyam orada kaldı, dosyamda var; getirecektim, unuttum. Şimdi, inanın, bakın, basın ahlakı da burada çok sorumlu. Yaptığımız her şeyde ahlakı bir tarafa bıraktığımız zaman şiddet kendiliğinden tırmanıyor. Yerli basına bakıyorum, sadece yangını ve ölenleri söylüyor. Bir Daily Telegraph’da bir haber gördüm. İnanın, aynen biraz önce Mizgin kardeşim ile Nimet kardeşimin o tarihe geçecek olayı gibi bir ahlaki duruştan söz edeceğim. Şimdi, diğer haberlerde doğal bir haber: “Yangın oldu, şu kadar insan yandı öldü.” Bakın, izah etmeye çalışayım sadece.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Aydın.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Bir Telegraph diyor ki: “O gece oruç tutan Müslümanlar uyanık olmasaydı, sahur için uyanık olan o genç kızlar dışarı kaçmayı tercih etmediler, kapıları böyle büyük şiddetle döverek milleti uyandırmaya çalıştılar. “O gecenin büyük kaybını önleyen o kahraman Müslüman kızlarımızdı.” dediler; resmi koymuş. İşte ahlak bu, ahlak bu. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, spor için de geçerli, siyaset için de geçerli, medya için de geçerli, bilim için de geçerli. İntihal yaparak dünyanın en büyük bilimsel bir çalışmasını yaparsınız ama intihal olduğu için onun bir kıymetiharbiyesi yoktur. Doğru olanı, Aziz Sancar gibi geçekten büyük emek olan bir bilimsel çalışmayı ortaya koymak diyorum.

İnşallah, biz bu önergeye de destek olacağız şiddetin her türlüsüne karşı olan bir Milliyetçi Hareket Partisi olarak.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

Önerinin aleyhinde Salih Cora, Trabzon Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurunuz Sayın Cora.

SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından sporda şiddetin önlenmesine ilişkin araştırma önergesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün Avrupa’nın 6’ncı büyük futbol ekonomisine sahip bir Türkiye’nin, tribün terörünü, sporda şiddeti, şikeyi ve teşvikle ilgili sorunlarını çözmeden taraftar sayısını artıramayacağı gibi, maç gelirlerini de artıramayacağı açık bir gerçektir. Ne zamanki tribün gelirlerini artırırsak o zaman kulüplerimiz de Avrupa’da daha güçlü hâle gelir. Yani sporda şike, doping, şiddet ve terör sadece sosyal açıdan değil, esasında ekonomik açıdan da futbolun kanseridir.

Endüstriyel futbolun temelini oluşturmak, bu manada bir marka değeri ortaya çıkarmak adına sporda şiddetin sorunlarına kalıcı bir çözüm bulmalıyız. Bugün eğer İngiltere dünyanın en büyük futbol endüstrisine sahip bir ülkeyse, çıkarmış olduğu 9 şiddet yasası, statların yenilenmesi, taraftar kimliğinden müşteri yapısına geçilmesi, tüm kurumlarıyla

birlikte olayı benimseyip polisiyle, savcısıyla, gazetecisiyle birlikte taviz vermeden ilkeli ve kararlı bir duruşla bunu başarmıştır. Biz de Hükûmet olarak ülkemizde 2005 ve 2011 yılında 2 önemli yasa çıkardık -Sporda Şiddet Yasası- ve bunları hayata geçirdik. Ancak değişen şartlar içerisinde, uygulamadaki aksaklıklar da dikkate alınarak, özellikle son 2 maçta yaşananlara baktığımızda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bunun için detaylı bir rapor hazırlayarak yeni bir eylem planı ortaya koymalıyız. Tüm kurumlarımızla, basınımızla kamuoyunun desteğini arkamıza alarak bunu gerçekleştirmeliyiz. Aksi durumda, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası adaylık süreci tehlikeye girebilir, bu yolda en ufak riski göz önüne alamayız.

Ancak bu konuda daha önce yapıldığı gibi tüm siyasi partilerle beraber ortak bir mutabakat metniyle bir araştırma önergesini hep birlikte hazırlayarak bunu gerçekleştirmeliyiz ve bunu beş gündür aynı yasanın konuşulduğu bir günde değil, daha rahat bir dönemde gerçekleştirmeliyiz diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Cora.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa