Dolar : Alış : 6.2671 / Satış : 6.2784
Euro : Alış : 7.3794 / Satış : 7.3927
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya28°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 26 Kategoride 13293 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Müzik Canını Sokakta Bulur

09 Mart 2018 - 125 kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Müzik Canını Sokakta Bulur
Müzik Canını Sokakta Bulur

Müzik Canını Sokakta Bulur
Dikkatle bakarsanız, yetişkinler kadar çocukların da sokak müzisyenlerini büyük bir keyifle dinlediklerini görebilirsiniz. Unutmayalım, çocuklar ve kediler bir şeyi severse vardır bir bildikleri…

Sakarya  Çark  Caddesinde  Sokak Müziği yapan genci   Belediye  Zabıtası  Bir  gece  Rehin aldı

Şimdi  AKM  önünde  Müziğini icra edebiliyor  Gençler

Özgürlük şehirlerinde sokak müziği nasıl yapılıyor?

Büyük şehirlerin müziği, güzelliği sokak müzisyenleri. Ama son zamanlarda hayli sorunları var. Bir yandan baskı, keyfi uygulamalar diğer yandan da onay kartı, düzenleme derken bir kakafonidir almış yürümüş…

Yıllar önce “Bir arada yaşamı savunalım” başlıklı bir mitinge katılmıştım. Türkiye’nin değişik yerlerinden, değişik siyasi görüşten insanlar bir meydanda bir araya gelmişti. Bazı konuşmalar yapılıyordu, kendimi verip dinleyebildiğimi söyleyemem. Meydandakiler sıcağın da etkisiyle biraz birbirlerinden kopuk, gölgeli alanlara sığınıyorlardı. Konuşmaların arasına müzik yayını giriyordu. Lazca, Türkçe, Kürtçe şarkılar çalındığını hatırlıyorum. İşte o zaman, müzik başladığında, nasıl oluyordu bilmiyorum ama oradaki bütün insanlar bir araya geliyordu sanki. Hangi dilde hangi ritimde olursa olsun, bu topraklardan çıkmış müzikler bu topraklardakileri birleştiriyordu.

Müzik sihirdir

Müzik uzayda gök cisimlerinin hareket ederken yaydığı titreşimle vardır. Müzik nefesin sesidir. Müzik kimilerine göre evrensel uyumun anahtarı, kimilerine göre ibadettir. Büyük patlama esnasında yayılan ilk titreşimin “la “sesiyle tınladığı söylenir. Belki dev bir senfoni orkestrasında onca enstrümanın tek bir “la” notasına uyumlanarak müzik yapmaya başlaması bu yüzdendir. Müziğin değişik tınıları, değişik enstrümanların yaydığı farklı titreşimler yüzyıllardır çeşitli kültürlerde ruh ve beden sağlığının iyileştirilmesi için kullanılmıştır. Kanser hastalarından otistik çocukların tedavisine kadar birçok rahatsızlığın tedavisinde müzik dinleme ve müzik icra etme yöntemi kullanılmış, çok da şahane sonuçlar elde edilmiştir. Sokakta çalınan müziğe gelince, notaların yankısının bulunduğu yerlerden çok daha uzak mekan ve zamanlara da şifa taşıdığına inanıyorum.

Sokak müziği

Sokak müzisyenliği İstanbul’da yeni sayılabilir. Metro ve sokak müzisyenlerinin uzun yıllardır varolduğu Avrupa ve Amerika’nın yanısıra müziği ve dansı zaten hayatlarının bir parçası olarak yaşayan Güney Amerika ve hatta Asya’da, müzik sokaktadır. İstanbul’un en eski sokak müzisyenleri diyebileceğimiz ve profesyonel olarak bu işi yapan müzisyenlere sorarsak, ancak 15 yıl geriye gidebiliyoruz. Kaldı ki onların Türkçe ve Kürtçe şarkılarla henüz caddeler boşken sokağa çıkması o dönem için bir devrim sayılabilir. Bugün İstanbul’un merkezi Taksim’in İstiklal Caddesi’nde ve Kadıköy’de sokak müzisyenleri ve kukla-dans-pandomim gösterileri yapan sokak sanatçıları ile karşılaşmak kimseyi şaşırtmıyor. Hatta o gün sevdikleri sanatçılara denk gelebilmek ümidiyle sokağa çıkanlar var.

Sokak müzisyenlerini ikiye ayırmak mümkün. Profesyonel, eğitimli müzisyenler ve para kazanmak ümidiyle eline uygun bir enstrüman ya da sesini alıp sokağa çıkanlar. Biz merceğimizi müziği bir yaşam biçimi ve meslek olarak seçmiş müzisyenlere tutup “neden sokak müziği” diye sorduğumuzda verdikleri ortak yanıt elbette “ekmek parası” ve ardından da “herkese ulaşabilmek” oluyor. Zaman zaman kapalı mekanlarda da müzik yapan, Türkiye’de ve yurt dışında konserler veren, albümleri çıkan bu sanatçılar neden sokak müziğine devam ediyorlar?

Her şeyden önce “özgür”ler. Müziklerini paylaşmak için bir mekana ya da kişiye bağımlı değiller. İkincisi dinleyiciyi beklemek yerine onlar dinleyiciye gidiyor ve şüphesiz kapalı mekanlarda, konser salonlarında hiç karşılaşma ihtimalleri olmayan insanlara da ulaşıyorlar. Arada ışıklar, yiyecek içecek ve bir sahne yükseltisi olmadan. “Sıfır noktası” diye tanımladıkları sokakta ırk, dil, din, cinsiyet sebebiyle çeşitli isimlerle gruplandırılan insanları müzikle bir araya getiriyorlar.

Müzik birleştirir

Müziğin cinsiyeti, ırkı, dili, dini yoktur. Sokak müziğinin hiç yoktur. Sokaktakiler kimi zaman kendi ana dilinde, kimi zaman evde oturup dinlemeyi hiç düşünmediği dilde ve tarzda müzikle karşılaşabiliyor. Bu da insana ve müziğe karşı önyargıları ortadan kaldırmak, kalpleri açmak, eğlenmek ve hayattan zevk almak için bir fırsat. Birdenbire yolunuza çıkan sokak müziği canı sıkkın birini gülümsetip, mutlu birinin mutluluğunu perçinleyebilir.

Biraz gözlerseniz, özellikle çocukların büyük bir dikkat ve keyifle dinlediklerini görebilirsiniz. Belki de ilk kez canlı müzik ve enstrümanlarla sokakta tanışıyorlar ve büyük keyif alıyorlar. Çocuklar ve kediler bir şeyi severse vardır bir bildikleri:)  Dans etmek serbest. Müzik ruhları doyururken bu takasın karşılığı bazen bir gülümseme ya da teşekkür, bazen de para oluyor. Yani “gönlünüzden ne koparsa”.

Otorite sokakta müzik istemez

Soruyu otorite neden sokakta “sanat” istemez olarak da sorabiliriz. Yine de başlığımız müzik olduğu için müzikle devam edelim.

Pratik olarak ele alırsak otorite “toplumun huzuru ve otoriteyi koruma” arzusuyla kalabalıkların herhangi bir sebeple bir araya gelmesini istemez. Çünkü yönetmek için genellikle birleştirmeyi değil bölmeyi tercih eder. Bu sebepten yukarıda bahsettiğimiz tüm pozitif etkiler otoritenin işini zorlaştırır. Çünkü müzik, özellikle de sokakta yapılan müzik özgürleştirir, birleştirir, eğlendirir. Kalbe dokunan şey iyi yönde değişiklik yaratır.

Kalabalık caddelerde “hırsızlık” sorunu da pek dikkate alabileceğimiz bir konu değil. Çünkü, büyük şehirlerde hele İstanbul’da ne yazık ki herkes çantasını kucaklayıp sahip çıkması gerektiğini zaten bilir. Bunu sokak müzisyenlerinin yarattığı kalabalıkla ilişkilendirmek pek mantıklı görünmüyor.

Sokak müzisyenleri için soğukta ve yağmurda çalışmak zor. Genellikle yaz aylarında ve bazen baharda çalma imkanları oluyor. Bu süreç de bazen zabıtaların müziğe ve bizzat müzisyenlere ve hatta enstrümanlara müdahalesiyle gölgeleniyor. Bu tür durumlarda halk müzisyenleri koruyor ve müziğin devam etmesi ve izin verilmesi için araya giriyor.

Bu noktada akla gelen çözüm önerisi zabıtanın sokak müzisyenlerini seyyar satıcılardan ayırarak hoşgörü göstermesi olarak görünüyor. Müzisyenler zaten aralarında bir işbirliği ve kimin nerede ne zaman çalacağına dair bir sistem oturtmuş görünüyorlar.

İzleyicilere düşen de çantalarına sahip çıkarak ve eğer İstanbul’da İstiklal caddesindeyseler tramvay yolunu açık tutmaya özen göstererek müziğin tadını çıkarmaları. Sonra da “gönlünüzden ne koparsa”.

Sokak müzisyenlerinin beş-on metre arayla farklı müzikler yaptıkları Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeyiz. Sık, sık durarak, müzisyenlerle konuşuyoruz. Anlatıyorlar. Kimi zaman zabıta müdahale ediyor, tekme savurup bağış paralarını etrafa saçıyor. Ya da vapurda gemici engeliyle karşılaşıyor. Bazen de polis, enstrümanlarını derdest ediyor, hatta arada kendilerini de. Galatasaray Meydanı’na ulaştığımızda iki Amerikalı müzisyene rastlıyoruz: . Don ve Kelly. Sokakta müzik yaparak dünyayı geziyorlar. Don Parish ve Kelly Brown yolculuklarına, Kaliforniya’dan Barselona’ya geçerek başlamış, oradan da, trenle İstanbul’a kadar gelmişler. Country-folk tarzı müzik yapan ikili, İstanbul’u sokak kültürü ve müziği anlamında gördükleri en iyi şehir olarak tanımlıyorlar. Bizim sokak müzisyenlerinin aksine onlar birkaç günlük deneyimlerinden memnun. Batılı yabancıya sempatisi bilinen ülkemizin güzel insanları gibi, ne polisi ne de zabıtası ilişmiş onlara! Ancak öyle bir cümle kuruyorlar ki, kalakalıyoruz: “Avrupa’da hemen her yerde büyük problemler yaşadık.” İşte burada duralım. Bizim Don ve Kelly de sokak müzisyenliği icra ederken kurallar, kartlar, izinler olsun istemiyor. Ama batının özgürlük şehirleri ne kendilerini sokak müziğinden mahrum, ne de onları keyfi baskılara maruz bırakmış. Düzenlemelerin adını koymuş, her müzisyene fırsat tanımış. Tabii bunu yaparken de şehrin yaşayanlarını, mahallelerin sakinlerini hesaba katmış. Hadi bakalım, özgürlük şehirlerinin müzisyenleri nasıl çalışıyor:

TOKYO
Polisten izin gerekli

İNGİLTERE – LONDRA

Sokak performansları çevre koruma yasasına bağlı

Açık alandaki her türlü performans için Public Performing Rights Society’den (PRS) izin almak gerekiyor. İzin için yerel belediyelere yapılan başvuruları burası karara bağlıyor. Bir yıllık standart lisans almak için 20 sterlin ödemek gerekiyor. Geçici, kısa dönem lisanslar ise 10 sterlin. Başvuru için kimlik, pasaport, fotoğraf vermek ve form doldurmak gerekiyor. Standart lisanslar akustik müzik yapan, anfi, perküsyon kullanmayan ve en fazla iki kişilik gruplar için gerekli. Standart lisansa sahip müzisyenler sabah 10.00 ile gece 9.00 arasında müzik yapabiliyor. Daha büyük gruplar, anfi, davul, nefesli saz kullananlar özel lisans almak zorunda. Kullanılan aletlerin, yapılan müziğin gürültü kirliliğine yol açmayacağını da göstermeniz gerekiyor 14 yaşından küçüklerin sokakta müzik yapmasına izin yok. Sokak performansları çevre koruma yasasına tabi. Gürültü kirliliğine yol açan müzisyenler ceza alabiliyor. Performans sırasında yolu kapamak, yayaların geçişini engellemek de yasaklar arasında. Londra metrosunda yılda ortalama 1100 bin saatten fazla müzik yapılıyor. Yapanların hepsi de lisanslı sokak müzisyeni.

AVUSTRALYA – MELBOURNE

Sokakta çalmak için sınavdan geçiyorlar

Melbourne şehir merkezinden her gün yaklaşık 1 milyon insan geçiyor. Bu yüzden sokak ve açık alanlardaki tüm gösteriler için 2011’den beri izin alınması gerekiyor. İzinleri belediye veriyor ancak almak hiç de kolay değil. Bu izni almak için kamusal alandaki güvenlik kurallarına uyacağına dair bir sözleşme imzalıyorsunuz. Bir yıllık izin belgesi için 45, üç aylık geçici izin belgesi için 10 Avustralya doları ödeniyor. Ancak parayı ödeyen herkese otomatik olarak izin verilmiyor. Müziğinizin de kaliteli olması gerekiyor. Bunu ispatlamak için bir standart performans sınavını geçmeniz gerekiyor. Müzisyenlerin kendi CD, broşür benzeri ürünlerini satmasına izin var. Şehir merkezindeki müzisyenler yarım saat arayla değişiyor. Programı biten müzisyen ya da grup kendisinden sonraki sanatçıyı anons etmek zorunda. Sokak müzisyenliğinin gürültü kirliliğine yol açıp açmadığı yetkililerce kontrol ediliyor.

HOLLANDA – AMSTERDAM

Mahalle aralarında ve gece 23.00’ten sonra yasak

Sokak müzisyenliği serbest. Tabii genel güvenlik kurallarına uymak, ses kirliliğine yol açmamak koşuluyla. Sadece önceden belirlenmiş, izin verilen belli yerlerde müzik yapılabiliyor. Mahalle araları ve sokaklarda müzik yapmak yasak. Uymayanlara 100 euro ceza kesiliyor. Eğer müzik grubu 6 kişiden azsa, sadece akustik müzik yapıyorsa, yarım saatten uzun olmamak koşuluyla 09.00-23.00 arasında marifetlerini sergileyebiliyor. Org, perküsyon gibi elektronik müzik aletlerinin çalınması yasak.

AVUSTURYA – VİYANA

Sokak müziği 45-60 desibelle sınırlı

İzin gerekli. Belediyeye bir aylık izin için 6.54 euro ödemeniz ve fotoğraflı bir kimlik belgesine sahip olmanız gerekiyor. Performans sırasında izin belgesini yetkililerin görebileceği bir şekilde yanınızda bulundurmalısınız. Geçtiğimiz Haziran’da değişen kanunlar sokak müzisyenlerine daha sıkı kurallar getirdi. Halka açık alanlarda ses düzeyi 45-60 desibelle (2 metre mesafedeki normal bir konuşmanın ses düzeyi) sınırlandı. Sokak müzisyenleri Viyana’da sadece belirlenen 32 bölgede performans sergileyebiliyor. Bu bölgelerde günde iki kez 16.00 ile 20.00 saatleri arasında gösteri izni veriliyor. Sokak müzisyenleri için yaş sınırı da var. 16 yaşından küçük olanlar sokak müzisyenliği yapamıyor. Bu kısıtlamalar nedeniyle sokak müzisyenleri neredeyse sıra bekler hale gelmiş. Müzisyenler bu kısıtlamalardan şikayetçi. Özellikle arada sırada sokakta çalmak isteyenler için bu kısıtlı zaman aralığında bir zaman kapabilmek imkansız görünüyor.

ABD – NEW YORK

Amfi, hoparlör için polisten izin gerekiyor

Amfi, megafon, hoparlör gibi elektronik cihazların kullanılabilmesi için yerel karakoldan izin almak gerekiyor. İzin belgesi 45 dolar. Elektronik cihaz kullanmayanlar için izin gerekmiyor. Özel partiler ile park yanında yapılacak performanslar ve vapur iskeleleri için de izin gerekiyor. Feribotlarda müzik yapmak yasak. Metro ağındaki gösteriler The Music Under New York (MUNY) tarafından programlanıyor. Buraya kayıtlı müzisyenlerin en kalabalık noktalarda müzik yapabilmeleri, özel davetlere çağrılmaları garanti. Kayıt olmak için başvuru formu doldurmanız ve bir sınavdan geçmeniz, CD, video gibi bir kayıt sunmanız gerekiyor. Kabul edilirseniz MUNY rozetiyle onların gösterdiği yerlerde müzik yapabiliyorsunuz. Trenlerde müzik yapmak yasak. Otoriteyle başınızın belaya girmesini istemiyorsanız bu kurallara mutlaka uymalısınız. Kaldırımları, merdivenleri, asansör önlerini, acil çıkış kapılarını asla tıkamayın, anonsların duyulmasını engelleyecek kadar yüksek sesle müzik yapmayın, ses sınırı 85 desibel, asla inşaat alanlarında müzik yapmayın. Bağış toplayabilirsiniz ancak CD satmayın. Bu kurallara uymazsanız 10 güne kadar hapis cezasını göze almışsınız demektir.

İstanbul’da son durum 
KADIKÖY’DE ONAY KARTI UYGULAMASI

Bugün İstanbul’da sokak müzisyenlerinin yerel idare, yani belediyelerle ilişkisi ilçe belediyelerinin gösterdiği tavır farklılıkları ve uygulamalara paralel olarak değişiyor. Örneğin Kadıköy’de hayata geçirilmeye çalışılan bir kart uygulaması var. CHP’li belediye ilçenin belirli noktalarını müzik çalınabilecek alanlar olarak belirlemiş durumda ve bu alanlarda yine belediye tarafından belirlenen saatlerde müzik yapılabiliyor. Bir şart daha var: Kadıköy Belediyesi’nin dağıttığı onay kartına sahip olmak. CHP Kadıköy Meclis Üyesi ve İBB Meclis Üyesi Mesut Kösedağ, akşam 19.00 ile 21.00 arasında, Kadıköy meydanda birkaç noktada müzik yapılması için bu uygulamayı başlattıklarını söylüyor.

BEYOĞLU’DA UYGULAMA NE, BELLİ DEĞİL

Bir diğer belediyede, Beyoğlu’da ise kart uygulaması yok. Hatta sokak müzisyenlerine karşı netleşmiş herhangi bir tutum da yok. Zabıta güçlerinin zaman zaman müzik yapanları engellemeye çalıştığını biliyoruz. CHP’li İBB Meclis Üyesi Mesut Mesut Kösedağ bu tür engellemelerin neden yaşandığını bizzat Beyoğlu Belediyesi’ne sorduğunu, “kalabalık toplandığında yankesicilik olması” nedeniyle bu tür uygulamalara gidildiği yanıtını almış. Beyoğlu Belediyesi’nin Halkla İlişkiler Müdürü Mücahit Birben ise sokak müzisyenlerine karşı bir tutumları olmadığını söylüyor. Peki ya, enstrümanına el konulanlara, müzik yapması engellenenlere yönelik uygulamalar nereden kaynaklanıyor? Birben, yüksek sesle müzik yapan, çok fazla kalabalık toplayıp, müzik mahallini ticarethaneye çeviren ve geçişi engelleyen kişilere müdahale edildiğini açıklıyor. Zabıta Amirliği’ni aradığımızda aldığımız yanıt da benzer. “İzinsiz müzik yapanların” engellendiği zabıta tarafından kabul ediliyor. Hatta entstrümanlara el konulduğu da.

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar