Dolar : Alış : 5.3412 / Satış : 5.3508
Euro : Alış : 6.0565 / Satış : 6.0674
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya21°CSağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 29 Kategoride 13748 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Mehmet  Sait  TANDOĞAN İle DENİZDEN BİR KATRE eseri üzerine söyleşi yaptık

10 Temmuz 2018 - 488 kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Mehmet  Sait  TANDOĞAN İle DENİZDEN BİR KATRE eseri üzerine söyleşi yaptık
Mehmet  Sait  TANDOĞAN  İle  DENİZDEN BİR KATRE  eseri üzerine  söyleşi  yaptık

“Doğrusu Ey İnsanlık    Size  sizin gibi beşer bir Elçi  gelmiştir.

Türünüzden ama  kutlu bir yolun Elçisidir.

BU GÜN ÖZEL BİR GÜNDÜ

ÇÜNKÜ ÖNEMLİ İNSANLARLA BİR ARAYA GELDİM

ÇOK ÖZEL

MEHMET SAİT TANDOĞAN ile söyleşi yapma fırsatım oldu

KUR’AN’DANGÜNCEL MESAJLAR

DENİZDEN BİR KATRE

Yüce kitabımız Kur’an bilgili bireylerden oluşan bir ahlak toplumu inşa etmek ister. Bu sebepledir ki Allah’ın ilk mesajı “Oku” dur. 

     “Oku, yaratan Rabbin adına/adıyla, O insanı sevgi ve alakadan yarattı. Oku! zira Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O insana bilgiyi kalemle kaydetmeyi öğretti.  O insana bilmediklerini öğretti.”(Alak:96/1-5)

Varlığı Allah merkezli bir okumaya tabi tut. Sonra da düşün ki,  Allah’tan bağımsız bir bilgi ve bilim olabilir mi? Kesinlikle olamayacağını göreceksin. 

   Esasen meleklerin Adem için secde etmelerinin emredilmesinin sebebi de ilimdir.

“Ve (Allah) Adem’e tüm isimleri öğretti. Bunun ardından onları meleklere takdim etti ve dedi ki: Hadi eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız, şunların isimlerini bana bir bir haber verin. Melekler cevap verdiler: “Sen tek otoritesin. Bizim senin öğrettiğinden başka bir ilmimiz olamaz. Yalnızca sensin her şeyi tam bilen, her hükmünde tam isabet kaydeden.” (Bakara:2/31-32)  Bu diyalogdan sonra Rabbimiz eşyanın isimlerini Adem’e sormuş. Adem Allah’tan öğrendiği şekliyle sorunun doğru cevabını verince, Ulu Allah meleklere Adem için  secde ederek onu selamlamalarını emretti. Kur’an bu olayı şöyle anlatır:  “İşte o zaman meleklere demiştik ki: Haydi Adem için secde edin/onu selamlayın, emrine amade olun! İblis hariç, hepsi emre amade olmuştular.İblis ise emre karşı geldi , büyüklük tasladı ve nankörlerden oldu.”(Bakara:2/34)

     Yüce Rabbimizin insanı yaratması ve ona bilmediklerini  öğretmesi en büyük rahmet ve ikramdır; “Rahmeti, merhameti ve iyiliği sonsuz olan O Allah, insana Kur’anı, onu Allah’ın yarattığını ve kendini ifade etmeyi öğretti.”(Rahman:1-4)

     Kur’an 800 küsür yerde bilgiye atıfta bulunur. Muhatabını aklını kullanmaya ve bilimsel düşünmeye davet eder;  “Elçimizi inkar eden ve onun hesap günüyle ilgili uyarılarını alaya alan müşrik ve inkarcılar, üzerlerindeki muazzam gökyüzünün tarafımızdan nasıl kusursuz bir şekilde yaratılıp yıldızlarla süslendiğini, üzerinde yaşadıkları yeryüzünün dağı, deresi, her türden göz alıcı bitkileriyle en güzel şekilde düzenlendiğini görmezler mi? Doğrusu kainatın bu muazzam düzeni, ibretle bakan herkes için hem tevhidi hem yeniden dirilişi açıkça göstermektedir.”(Kaf:50/6-8)  Kur’anı iyi anlayabilmek için kainat kitabını onunla birlikte okumalıdır.

“Onlar hiç Kur’an üzerinde derin derin düşünmezler mi? Yoksa kilit vurulmuş kalplere mi sahipler?”(Muhammed:47/24)

Allah insanı aklını kullanmaya çağırır;

“…Ve aklını kullanmayanları Allah pisliğe ve zelil olmaya mahkum eder.”(Yunus:10/100), Canlıların en kötüsünün aklını kullanmayanlar olduğunu söyler; “İyi bilin ki, Allah katında canlıların en kötüsü aklını kullanmayan, Hakka kulak tıkayan / gerçek sağır ve dili hakkı söylemeyen dilsizlerdir.” (Enfal:8/22)  Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığını, bir olamayacağını savunur. 

     Kur’an herkesi aklî delillerle  konuşmaya çağırır ve bunun için ispat / hüccet yöntemini kullanır.

     İşte Hz. İbrahim’in kavmine uyguladığı ispat/hüccet yöntemi:

“Ey Muhammed bazı varlıkları şefaatçi edinen ve onları Allah’a  ortak koşan müşriklere, çok iyi bildikleri İbrahim’in nasıl tevhit inancına sahip olduğunu hatırlat! Onlara İbrahim’in  putperest halkına karşı nasıl Allah’ın birliğini kanıtladığını anlat! Nitekim İbrahim, babası Azer’e; “Seni yaratan ve mükemmel bir insan haline getiren Allah’ı bırakıpta şu zavallı,akıl ve iradeden yoksun putları tanrı mı ediniyorsun? Görüyorum ki sen de, halkın da böyle yapmakla apaçık bir sapkınlık içine girmiş bulunmaktasınız.” demişti.”(En’am:6/74) 

     “Biz İbrahim’e yer ve göklerdeki egemenliğin Allah’a ait olduğunu, güneş, ay, yıldızlar ve diğer bütün varlıkların Allah tarafından yaratıldığını ve insanın emrine verildiğini, dolayısıyla bütün bu kainatı yaratan Allah’a ortak koşmanın yanlış olduğunu anlama ve anlatma imkanı vermiştik. Bu sayede o, tevhit inancı hususunda hiçbir kuşku taşımayan bir mümin olmuştu.”(En’am:6/75)

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve oturan insanlar

     “Böylece o, toplumunun Allah’a ortak koşmasını eleştirmek ve onların akıllarını çalıştırmalarını sağlamak üzere şöyle bir yol denemişti: Geceleyin karanlık çöküp yıldızlar çıktığında bir yıldıza işaret edip, “Diyelim ki bu yıldızı Rab edindim, fakat görüyorsunuz ki bir süre sonra gözden kaybolup gitmektedir. Şu halde onun Rab olması söz konusu değildir.” demişti. Ardından gökyüzünde parlak bir şekilde doğmuş olan aya işaret edip, “Rabbimin ay olduğunu var sayalım. Fakat o da yıldızlar gibi bir süre sonra gözden kaybolmakta değil midir?

Anlaşılan o ki, âlemlerin yaratıcısı olan Allah’ın yol göstericiliği olmazsa, yolu şaşırıp sapkın inançlara düşmekten kurtulmak çok zordur.” dedi.  Gündüz vakti ise güneşi gösterip, “İşte gökyüzündeki en büyük varlık bu! Olsa olsa Rab edinmek için en uygun varlık bu olabilir. Fakat gördüğünüz gibi güneş de, yıldızlar ve ay gibi batıp gözden kaybolmaktadır. O halde ey halkım! Allah’ı bırakıp O’nun yarattığı şeyleri O’na ortak koşmanın hiçbir anlamı yoktur. Ben Allah’a ortak koşmaktan daima uzak duracağım. Gökyüzünde bir görünüp bir kaybolan varlıkları yahut kendi elinizle yaptığınız diğer şeyleri asla ortak koşmayacağım. Aksine şu muhteşem gökleri ve yeri en güzel şekilde yaratan Allah’a yönelip yalnızca O’na kulluk edeceğim.” demişti.”(En’am:6/76-79)

    Kur’anın  ilk muhatapları, ilahi mesaja teslim olmadan önce eşkıya idiler. Ama  teslim olduktan sonra evliya oldular. Onlar ilahi mesaja kendilerini inşa eden bir özne olarak yaklaştılar. Böyle olunca da artık hayat ırmağının akacağı yatağı onlar belirlediler. Kısa zamanda bu yöntemle dünyaya yön verdiler.

    Kur’an, inananlar için bir şeref ve onur kaynağıdır;  ” Gerçek şu ki sana vahyetme lütfunda bulunduğumuz bu Kur’an hem senin için hem de halkın için bir şeref ve onur vesilesidir. Fakat zamanı gelince hepiniz Kur’an’a  karşı takındığınız tavra göre hesaba çekileceksiniz.” (Zuhruf:43/44) Bu ayet Kur’anın Şanlı Peygamberimiz ve onun ümmeti için şan ve şeref  teşkil ettiğini beyan ederken, Enbiya suresinin 10. ayeti bu şerefin evrensel  olduğunu ve tüm insanlığı kapsadığını belirtmektedir: “Doğrusu biz size; içinde sizlere şeref ve itibar kazandıran bir mesaj indirmiş bulunuyoruz. Şu halde hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?”(Enbiya:21/10) İnsana fıtratını, yani ilahi sözleşmesini hatırlatmak suretiyle, insanı gerçek mevkiine oturtmayı hedefleyen Kur’an işte böyle bir itibar ve onur kaynağıdır.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve oturan insanlar

     Kur’an insanlığı en doğru yol olan Allah’ın tevhit yoluna yöneltmektedir; “Hiç şüphe yok ki işte bu Kur’an, en doğru yola yöneltmekte; erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir.”(İsra:17/9)  

 “İşte benim dosdoğru yolum budur. Öyleyse bu yolu izleyin ve farklı yollara sapmayın ki, sizi O’nun yolundan uzaklaştırmasınlar.”(En’am:6/153) Günde beş vakit kıldığımız namazların her rek’atında okuduğumuz fatiha suresinde Rabbimizden talebimiz de: ” Bizleri tevhit inancından sapıp peygamberlere düşmanlık ederek ilâhî  rahmetten mahrum kalan ve cezaya müstehak olanların durumuna düşmekten muhafaza eyle! Dünyada ve ahirette İlâhî rahmete ve cennet nimetine nail olan mesut kullardan olabilmek için daima tevhit yolunda sebat etmeye muvaffak kıl!”(Fatiha:1/6-7) diye dua ederiz değil mi?

   Kur’an sözlerin eşsiz güzeli, öğretilerin tek doğrusudur;

“Allah öğretilerin en güzelini, biri diğerine atıf yaparak tekrarlanan, çift kutuplu bir hitap olarak indirmiştir.Öyle bir hitap ki; dünya ve ahirette huzurlu olabilmeniz için gerekli olan inançları, ilkeleri,öğretileri ve sizlere ders olmak üzere geçmiş toplumlara ve ahiret hayatına ilişkin haberleri tekrar tekrar anlatmaktadır. Rablerine karşı derin bir saygıyla titreyenlerin ondan dolayı tenleri ürperir, ardından Allah’ın sonsuz rahmetini hatırlayınca kalpleri ve tenleri yatışır.

     İşte bu Allah’ın hidayetidir. İsteyeni bununla doğru yola ulaştırmayı diler. Allah’ın saptırdığı kimse, artık asla yol gösterici bulamaz.”(Zümer:39/23) 

Kur’an hayat bahşeden bir diriliş kaynağıdır;

“Siz ey iman edenler! O sizi hayat bahşeden bir dirilişe davet ettiğinde, Allah’a ve elçiye icabet edin! Zira iyi bilin ki Allah kişiyle kalbinin eğilimleri arasına sürekli müdahale eder. Sonuçta O’nun huzurunda toplanacaksınız.”(Enfal:8/24)

     Kur’an kendisini şöyle tanımlıyor; “Alemlerin Rabbinden Emin/güvenli bir elçi vasıtasıyla ebedi hakikatin anlam ve amacına uygun olarak Hz. Muhammed’in kalbine açık ve anlaşılır bir Arapça ile insanlığa iletilmek ve anlatılmak üzere indirilen, önceki vahiylerde yer alan ezeli hakikatleri bünyesinde taşıyan ve onları tasdik eden, insanlığa yol gösteren ve iyiyi kötüden ayıran ilâhî kelamdır.”(Şuara:26/192-196, Al-i İmran:3/3-4)

Allah yeminle İlahi mesaj mucizesine dikkat çekiyor:

“Ötesi yok! İşte Kur’an’ın parçalar halinde indirilişine yemin ediyorum ki elbet bu, eğer farkındaysanız çok ağır bir yemindir. Şüphesiz o, muhatabına değer yükleyen bir hitaptır. (Vakıa:56/75-77)

Kur’an İlâhî zırha büründürülmüş ve kıyamete kadar Allah tarafından korumaya alınmıştır;

“Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren Biziz; onu koruyacak olan da kesinlikle Biz olacağız.”(Hicr:15/9)

Kur’an’ın güncellenmesine gelince; Bu iş kimsenin haddi değil. Ne var ki, geçmiş ümmetler kendilerine indirilen ilahî mesaja sırt çevirdikleri için  Allah Teala önceki mesajlardan değişmeyen hakikatleri de içine alan Kur’an’ı indirmiştir;

“Biz yerine yenisini ya da daha hayırlısını getirmeden bir mesajı unutturmayız ya da yürürlükten kaldırmayız.”(Bakara:2/106)

Bu ayetten anlıyoruz ki, Rabbimiz ilahî mesajında bizzat güncelleme yapmıştır. Güncelleme yapmak bize düşmez. Bununla beraber Vahy’in anlaşılmasında, anlamlandırılmasında ve yorumunda güncelleme yapılabilir, vahyin aslında katiyyen güncelleme yapılamaz.

 Biz de bu naçiz eserimizde:

 Kur’an-Sünnet bütünlüğü, Peygamberimiz’in kurduğu devlet ve yaptığı ilk yazılı Anayasa, Kadına karşı şiddete Kur’an’ın referans vermediği, kadın tanıklığını yarım sayan zihniyetin Kur’an’a dayanmadığı,  Boşanma ve boşamadaki yanlış uygulamaları da içine alan 62 konuyu güncelliği hiçbir zaman kaybolmayan, çağı kucaklayan, çağlar öncesinden ve çağlar ötesinden tek doğru haberler veren ilâhî kitabımız Kur’an’ı Kerim’in ışığında güncelleyerek en doğru bilgileri okuyucuya sunmaya çalıştık. Faydalı olabilirsek ne mutlu bize…

Gayret bizden tevfik Allah’tandır.

Selam ve dua ile.

 

                        Mehmet  Sait  TANDOĞAN

DENİZDEN BİR KATRE %10 indirimli Mehmet Sait TandoğanDENİZDEN BİR KATRE %10 indirimli Mehmet Sait Tandoğan

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar