Çıraklık Arama Konferansı Sonuç Bildirgesi Yayımlandı
Çıraklık Arama Konferansı Sonuç Bildirgesi Yayımlandı

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,...

Çöplük İsyanı Yol Kapattırdı
Çöplük İsyanı Yol Kapattırdı

Çöplük İsyanı Yol Kapattırdı Nuriye...

Çikolatanın Adresi Çikolata İstasyonu
Çikolatanın Adresi Çikolata İstasyonu

Dünyanın en özel kakaolarıyla hazırlanan,...

Acı Biber, Tıbbın Yeni Mucizesi!
Acı Biber, Tıbbın Yeni Mucizesi!

Acı Biber, Tıbbın Yeni Mucizesi!...

Sonbahar Hastalıkları Çocuğunuzun Başarısını Etkilemesin
Sonbahar Hastalıkları Çocuğunuzun Başarısını Etkilemesin

Hava sıcaklıklarının düşmesi ve okulda...

Sen kısırsın, senin çocuğun olmaz!
Sen kısırsın, senin çocuğun olmaz!

Baba olmak hayal değil “Sen...

Vitamin Eksikliğinin 10 İşaretine Dikkat
Vitamin Eksikliğinin 10 İşaretine Dikkat

Beden ve ruh sağlığının korunması...

Okul Çağındaki Çocukların Dörtte Birinde Göz Kusuru Var
Okul Çağındaki Çocukların Dörtte Birinde Göz Kusuru Var

Okul öncesi dönemde yapacağımız bir...

Çıraklık Arama Konferansı Sonuç Bildirgesi Yayımlandı
Çıraklık Arama Konferansı Sonuç Bildirgesi Yayımlandı

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,...

Çöplük İsyanı Yol Kapattırdı
Çöplük İsyanı Yol Kapattırdı

Çöplük İsyanı Yol Kapattırdı Nuriye...

Çikolatanın Adresi Çikolata İstasyonu
Çikolatanın Adresi Çikolata İstasyonu

Dünyanın en özel kakaolarıyla hazırlanan,...

Acı Biber, Tıbbın Yeni Mucizesi!
Acı Biber, Tıbbın Yeni Mucizesi!

Acı Biber, Tıbbın Yeni Mucizesi!...

Sonbahar Hastalıkları Çocuğunuzun Başarısını Etkilemesin
Sonbahar Hastalıkları Çocuğunuzun Başarısını Etkilemesin

Hava sıcaklıklarının düşmesi ve okulda...

Sen kısırsın, senin çocuğun olmaz!
Sen kısırsın, senin çocuğun olmaz!

Baba olmak hayal değil “Sen...

Vitamin Eksikliğinin 10 İşaretine Dikkat
Vitamin Eksikliğinin 10 İşaretine Dikkat

Beden ve ruh sağlığının korunması...

Okul Çağındaki Çocukların Dörtte Birinde Göz Kusuru Var
Okul Çağındaki Çocukların Dörtte Birinde Göz Kusuru Var

Okul öncesi dönemde yapacağımız bir...

Sakarya54 - Sakarya'nın gür sesi
Gültekin TIRPANCI”Adaletsiz bırakılan bir toplumda isyan ve kargaşa kaçınılmazdır”
Gültekin TIRPANCI”Adaletsiz bırakılan bir toplumda isyan ve kargaşa kaçınılmazdır”
Liberal Demokrat Parti Lideri Gültekin TIRPANCI”Adaletsiz bırakılan bir toplumda isyan ve kargaşa kaçınılmazdır” Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Liberal Demokrat Parti Lideri Gültekin TIRPANCI ile Gündemi konuştu Liberal Demokrat...
10 Eylül 2017 09:28
Font1 Font2 Font3 Font4

Liberal Demokrat Parti Lideri Gültekin TIRPANCI”Adaletsiz bırakılan bir toplumda isyan ve kargaşa kaçınılmazdır”

Habervole Genel Yayın Yönetmeni Fehmi DUMAN Liberal Demokrat Parti Lideri Gültekin TIRPANCI ile Gündemi konuştu

Liberal Demokrat Parti Lideri Gültekin TIRPANCI “2019  yılında  yapılacak olan seçimler  bundan  önceki  seçimler  gibi olmayacak.Partili  Cumhurbaşkanı  seçileceğine  göre bizde  bu  şartlara göre  Partimizi  seçimlere  hazırlıyoruz.Önümüze  bir çok engel var.Seçimlere  katılan partilere katkıdan tutundan,Seçimlerde  hala  baraj  uygulaması  yetmiyormuş  gibi  1994 yılından  bu  yana  Her  Mahalli ve  Milletvekili  seçimine katılan bir  parti olan Partimizi  seçimlere  giremezsininiz  dayatması yaptılar.Bizde bütün  yapılan  engellemelere  karşın  Partimizi  seçimlere  girecek  hale  getiriyoruz.Çalışmalarımız  bu  yöndedir”

Adalet Ölürse Devlet de Ölür

Liberal Demokrat Parti Lideri Gültekin TIRPANCI”Devlet, toplum hayatındaki adalet ihtiyacından dolayı ortaya çıkmıştır. Devletin en temel fonksiyonu adaleti sağlamaktır. İnsanlar arasındaki ilişkilerde hak ve hukuku korumak devletin görevi olduğu gibi, kendi vatandaşlarına hukuk kurallarıyla muamele etmek de devletin görevidir. Toplumda nizamın sağlanması, insanların mutlu ve güvenle yaşaması ve hatta ekonominin düzgün işlemesi bile hukukun üstünlüğünün sağlanmasına bağlıdır.

Tarih sahnesini incelediğimizde adaleti, hukuku her şeyin üstünde tutan toplumların gelişerek bir medeniyete dönüştüğünü görüyoruz. Sümerlilerin, Babillilerin, Hititlilerin , Romalıların, Osmanlıların küçük bir topluluktan büyük bir medeniyete dönüşmesinin sırrı bu toplumlarda var olan ‘ hukukun üstünlüğü’ kavramıdır. Hukukun üstünlüğü demek kanunların herkesin ve her şeyin üstünde olması ve devlet başkanı dahil herkesin bu kanunlara riayet etmesi demektir. Toplumun kişisel hırs ve ihtiraslarla değil üzerinde iyice düşünülmüş yazılı kanunlarla yönetilmesi demektir. Aslında hukuku üstün tutarak ilerlemiş toplumları incelemek için milattan öncesine gitmeye de gerek yok. Günümüzde ABD, Japonya ve Batı Avrupa ülkelerini incelediğimizde , bu ülkelerin hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalarak bu günlere geldiklerini görmek zor değil. Bunlara ilaveten tüm insanlığın hayatını kolaylaştıracak devrim yaratan icatların hukuk sistemi gelişmiş ülkelerden çıkması da tesadüf değildir. Sümerlilerin yazıyı bulması, sanayi devriminin ve teknolojik gelişmelerin Batı Avrupada başlaması, internetin ABD’de ortaya çıkması bunun en güzel örnekleridir. Tüm bunlara baktığımızda ülkemizin neden batı toplumlarının gerisinde kaldığını daha net anlayabiliriz.

Günümüz Türkiye’sindeki adalet sistemini incelediğimizde, çok farklı durumlar görmekteyiz. Yargılamaların, tutuklamaların ve beraatlerin ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesine göre değil , bir siyasi partinin çıkar ve hedeflerine göre yapıldığını endişeyle izliyoruz. Bu ülkemiz için, geleceğimiz için en büyük tehlikedir. Bu durum ilerlemenin , zenginleşmenin, refahın önündeki en büyük engeldir. Toplum hayatının bir nizam ve huzur içinde akması adaletin varlığına bağlıdır. İnsanlar belki sefalet ve fakirlik içinde bile isyan etmeden yaşayabilir ama adaletsiz bırakılan bir toplumda isyan ve kargaşa kaçınılmazdır.

En büyük CİHAD ! Cehalete karşı yapılandır.  

Demokrasinin araç değil, amaç olması gerektiğinin en açık göstergesidir.

Bu millet, öyle yüce bir millettir’ki, DEMOKRASİ’yi ! kimsenin amaçlarına araç yaptırmaz.

Basını özgür olmayan bir ülkede, demokrasiden söz edilemez.

Hiç bir makam ve mevki, kişilerin egolarını tatmin yeri değildir.

Siyasetin önce insan, sonra toplum, sonra da tüm insanlık âlemine hizmet için yapılması gerektiği; amaç toplumsal ve küresel refah ve mutluluk ise, aracın birey olduğuna; bireysel refah ve mutluluğun öncelikle insan haklarına saygılı toplumsal düzenden geçtiğine inanıyoruz.

Liberal Demokrat Parti birey hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla teminat altına alan; ifade, din ve girişim özgürlüklerinin vazgeçilmez olduğu; toplum iradesinin kayıtsız şartsız egemen olduğu; devletin gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel yaşama müdahalesinin asgari düzeyde bulunduğu; çağdaş, demokratik hukuk devletinin tesisini başlıca görevi olarak görmektedir.

Bu devlet, toplum düzenini, adaleti, iç ve dış güvenliği sağlamak ve çevre ile tüketici hakları gibi, bireyin düzenlemesi zor olan alanları sahiplenmekle yükümlüdür.

Devlet icra etmez, yönetir. Devletten ayrılan sosyal ve ekonomik kurumlar, bireyin, halkın yaratıcı gücü ile yeniden şekillenecek ve gelişecektir. Böylelikle, devlet hantallığından kurtulup, etkin ve dinamik bir yapıya kavuşacaktır.

Liberal demokratik sistemde devlet ekonomide rekabete dayalı ortamın oluşması ve gelişmesi gereğine inanır çünkü, böylelikle kaynak dağılımı, yatırımlar ve üretim optimum esaslarda gerçekleşecektir.

Liberal demokraside devlet din ve vicdan hürriyetlerini ve laikliği birbirini tamamlayan unsurlar olarak görür.

Temel Sorun

1946′ dan bu yana uygulanan çok partili parlâmenter sistemin, toplumumuz ve insanımız için Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile amaçlanan sonuçları vermemiş olmasının temelinde, yürürlüğe konulan hiçbir anayasanın, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez koşulu olan kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsememiş olduğu gerçeği yatmaktadır.

Yargı, yürütme ve yasama olarak ifade edilen bu üç güç, demokratik hukuk devletinde birbirinden bağımsız ve fakat, yargı ağırlıklı olarak, birbiri ile koordineli biçimde çalışırlar.

Oysa, ülkemizde bu üç güce, hiç kuşkusuz, yasama (Parlâmento) egemen olagelmiştir. Örneğin:

Aslında yürütmenin (Hükümet) başı olması gereken, Devlet Başkanı’nı (Cumhurbaşkanı) toplum iradesi değil, Parlâmento belirlemekte yani, tarafsızlığı öngörülen bu makam, Parlâmentoda çoğunluk oyuna sahip siyasi irade tarafından seçilmektedir. Parlâmentoda çoğunluk oyuna sahip siyasi iradenin seçtiği Devlet Başkanı’nın , öngörülen tarafsızlığı bu nedenledir ki, her zaman tartışma konusu olmuştur.

Öte yandan, yürütmenin (Hükümet) başı yani, Başbakan, yine yasama organı (Parlâmento) tarafından belirlenmekte ve/veya onaylanmaktadır; yani, Parlâmentodaki siyasi iradeye tâbidir, onun temsilcisidir. Oysa, yürütme toplum bütününe karşı sorumludur; Parlâmento’da oy çokluğuna sahip bir siyasi iradeye değil ve dolayısıyla, toplum tarafından seçimle belirlenmelidir.

Yargı ve yürütme, topluma doğrudan sorumludur. Dolayısıyla, bu iki gücü toplum adına kullanan organlar, toplumsal iradenin ürünü olmak yani, toplum tarafından mutabakatla belirlenmek zorundadırlar.

Yasama ise, doğaldır ki, toplum bütününü oluşturan karşıt demokratik grupların çıkar iradelerine dayanarak seçtikleri vekillerden değil, temsilcilerden oluşur. Bu nedenle de, doğaldır ki, Parlâmento bir toplumsal mutabakatın ürünü değildir; olması da beklenemez. Yasama organının (Parlâmentonun) üyeleri millet bütününe değil, mensup oldukları siyasi partilere oy vermiş olan vatandaşlara karşı sorumludurlar.

Zaten bu nedenledir ki, Liberal Demokrat Parti yasama organını Temsilciler Meclisi; bu organın üyelerini ise Temsilci olarak anmaktan yanadır.

Dördüncü Güç

Çağdaş demokratik hukuk devletinde yukarıda sözü edilen üç güce bir yenisi eklenmiştir: Medya.

İletişim teknolojisindeki akıl almaz gelişmeler sonucu ulaştığımız Bilgi Çağında medya (kitle iletişim organları) bireylerin ve toplumun liberal anlayışla gelişmesinde son derece etkin rol oynayabilir, oynamaktadır, oynamalıdır.

Bu anlayışla, medyayı dördüncü güç olarak görmekte ve bu gücün, devletin işleyişindeki rolünün, anayasada ifade bulan özel sorumluluk gerektirdiğini ve görevi olduğunu düşünmekteyiz.

Siyasi partilerin işleyişi, parti üyelerine güven esasına oturtulacaktır. Ön seçimler, parti üyeleri arasında ve yargı organlarının denetiminde yapılacak; delege sistemi kaldırılacaktır.

Toplum Düzeni ve İç Güvenlik

 T.C. vatandaşlarının temiz bir çevrede, tüketici hakları korunarak, güvenli, adaletli, sağlıklı, huzurlu, çağdaş bir şekilde yaşamalarını temin etmek, devletin asli görevidir.

Türkiye’nin dünya politikasında ağırlıklı bir ülke olduğuna inanmaktadır. Bu durum hangi siyasi partinin iktidarda olduğu ya da ülkemizin ekonomik durumu vb gerçeklerden bağımsızdır. Türkiye Cumhuriyeti dünya üzerindeki bu konumunun gereğini yerine getirmek; dünya barışının tesisi bağlamında bu konumunun dayattığı sorumluluğu üstlenmek zorundadır.

Liberal Demokrat Parti, Türkiye’nin sınır komşuları ile ilişkilerini sağlam ve sağlıklı temellere oturtmayı devletin öncelikli görevlerinden biri olarak değerlendirmektedir.

Liberal Demokrat Parti, ülkemizin dış politikasını yürütmekle yükümlü bürokratik kadroların, günümüzde gelişen sosyal, kültürel, ticari, spor vb. ilişkiler gereği dışişleri bakanlığı kökenli olmayan ve fakat, ulusal ve uluslararası düzeyde başarısı kanıtlanmış kişilerce desteklenmesi ilkesini benimsemektedir. Bu yaklaşımın işleyiş esasları, yasalarla belirlenecektir.

Türkiye’deki en büyük politik sorunlardan biri liberal demokrasinin tam olarak ne olduğunun bilinmemesidir. Kimileri liberal demokrasiyi sadece ekonomik bir ideoloji olarak görürken, kimileri de belli bir sınıf veya zümrenin ideolojisi olarak görürler. Halbuki liberal demokrasi siyasi ve ekonomik söylemeleriyle eksiksiz ve çelişkisiz bir siyasi felsefedir. Temel amacı isitsnasız tüm bireylerin toplum içinde mutlu ve özgürce yaşaması için devletin görev ve yetkilerininin ne olması gerektiğini ortaya koymaktır.

Bireycilik 

İnsan ilişkilerinde ortaya çıkan düzeni, bireysel eylemlerin öngörülmemiş, önceden hesaplanmamış bir sonucu olarak görmek ve bireyi bir araç değil, bir amaç, kendi başına bir son olarak kabul etmektir. Hatta liberal demokrasi için bireyci bir toplum sistemidir denebilir.

Özgürlük 

Liberal teoride kesinlikle negatif özgürlük esas alınır. Yani bireye bir şey sağlanması değil, onun dış baskılara, zorlamalara maruz bırakılmaması esastır. Liberal demokrasi sabvunduğu özgürlük anlayışında bir önkoşul yoktur. Bireyin sahip olduğu seçenekler ne olursa olsun, dışarıdan zorla müdahale yok ise birey özgürdür. Vicdan, düşünce ve inanç hürriyeti, zevk ve uğraşılarda dilediğini yapma hürriyeti, toplanma hürriyeti ve mülk edinme hürriyeti gibi birçok kavram liberal demokrasinin temeli, ve insanlığa hediyesidir. Özgürlükte tek koşul vardır; o da bir başkasının hürriyetini kısıtlamamak.

Bu özgürlüklere bütünüyle saygı gösterilmeyen hiçbir toplum, hiç bir millet, hiç bir ülke özgür değildir. Bu bağlamda liberal demokraside bireyin rızası olmadan, çoğunluğun yahut toplumun tümünün rızasıyla bireysel özgürlüklerden birinin bile kısıtlanması diye bir kavram söz konusu olamaz. Çünkü liberal demokrasi, temel hak ve özgürlüklerden birinin dahi çoğunluğun rızasına kurban edilmesini kabullenmez.

Hukukun üstünlüğü ve sınırlı devlet 

Liberal bir ülkede, yasalar herkese eşit tatbik edilir, hiç bir bireye veya zümreye yönelik yasa çıkarılamaz, geçmişe dönük uygulanamaz ve en önemlisi hükümet dahil herkesi bağlar. Devletin amacı sadece ve sadece bireyin özgürlüklerini fiziksel olarak korumaktır.

Kendiliğinden doğan (spontan) düzen ve serbest piyasa ekonomisi 

Klasik bir ifadeyle, mülkiyet hakkının -ki diğer bireylere karşı korunan bireysel özgürlük alanının maddi kısmıdır, kişiler arasında serbestçe değis tokuşu esasına dayanan de facto durumun günümüzde aldığı biçimdir; liberal ekonomik öğretinin özünü oluşturur.

Tacizlerin, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarının ve din istismarının olmayacağını umut ettiğimiz bir gelecek diliyorum


Bu haberler ilginizi çekebilir!
Yukarı Geri Ana Sayfa