Dolar : Alış : 4.8000 / Satış : 4.8086
Euro : Alış : 5.5924 / Satış : 5.6025
HAVA DURUMU
hava durumu

sakarya32°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 26 Kategoride 12906 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Arzu Demir, Hatice Kılıç, İsmail Altun” Hayvanlara eziyet kabahat değil, suç olmalı”

22 Haziran 2018 - 251 kez okunmuş
Ana Sayfa » ana manset»Arzu Demir, Hatice Kılıç, İsmail Altun” Hayvanlara eziyet kabahat değil, suç olmalı”
Arzu Demir, Hatice Kılıç, İsmail Altun” Hayvanlara eziyet kabahat değil, suç olmalı”

‘İçinizdeki insanlığı yaşatın!’

Hayvan severler Sapanca’da yaşanan yavru köpek dehşetinin bardağı taşıran son damla olduğunu belirterek, Kent Meydanı’nda bir araya geldiler. Atatürk Heykeli önünde toplanan hayvan severler; “İçinizdeki insanlığı yaşatın. Hayvanlara eziyet kabahat değil, suç olmalı” diyerek, çağrıda bulundular

YETERLİ ÇALIŞMA YÜRÜTÜLMEMEKTE

Arzu Demir, Hatice Kılıç, İsmail Altun’un imzası bulunan açıklamada şu sözlere yer verildi;

 “Konuşmamızın başında şunu belirtmek isteriz ki bizler, hayvanlara yapılan haksız müdahalelere karşı ne bir kurum ne de bir siyasi gurubu temsilen burada bulunmamaktayız. Hepimiz insani kimliklerimizle bir araya geldik ve tek dileğimiz ve çabamız huzurlu bir hayatın mümkün atı için sesimizi duyurabilmektir.

Bildiğiniz üzere özellikle de son günlerde hayvanlara yapılan eziyetler gündemi fazlası ile meşgul etmeye başlamıştır.  Her ne kadar bu gibi olaylar gündemi henüz böylesi sık meşgul etmeye başlamış olsa da, bu acı durumlar maalesef yıllardır yaşanmaktadır. Biz ve bizim gibi Türkiye’nin her yerinde bulunan hayvan severler bu olaylar ile yıllardır mücadele etmeye çalışmaktadır. Bizler, her ne kadar sesimizi duyurmaya çalışsak da, ne yazık ki bu durumların önüne geçebilmek adına yeterli çalışmalar yürütülmemektedir.

BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA

Bizler, farkındalık yaratabilmek adına yıllardır gerek medya, gerek basın yolu ile sesimizi duyurmaya çalıştık. Ancak maalesef sesimiz, hayvanlara yapılan eziyetlerin sonunu getirememiştir. Bu nedenle, Türkiye’yi ayağa kaldıran Sapanca’daki minik dostumuzun acısı üzerine ki, bu acı bizler için bardağı taşıran son damladır, sesimizi duyurabilmek için şansımızı bir kez daha denemek istedik. Durum ciddidir ve bunun artık farkına varılıp gereğinin acilen yapılması gerekmektedir. Eğer ki sağlıklı bir toplumda yaşamak ve çocuklarınızın psikolojilerini korumak istiyorsanız lütfen biz hayvan dostlarının söylediklerini dikkate alınız.

BU İLK DEĞİL

Sapanca’da yaşanan olay acı bir semboldür ve insanlık adına büyük adımların atılması gerektiğinin açık bir göstergesidir. Bu olay ilk değildir ancak umudumuz hayvan eziyetlerinin son bulmasıdır.

İnsanların kalbine hayvan, doğa ve insan sevgisini zorla koyamazsınız ancak toplumun sağlığını koruyabilmek adına gerekli çalışmaları yürütebilirsiniz. Ebetteki burada aynı duyarlılığı halkın bizzat kendisinden de beklemekteyiz. Çünkü hayvanların refahı için sadece kuruluşlardan medet umamayız. Sebebi de bu gibi bir meselenin sadece milli bir mesele olması değil aynı zamanda insani bir mesele olmasıdır.

KABAHAT DEĞİL SUÇ

Bizlerin, sizlerden beklentisi açık ve nettir. “İçinizdeki insanlığı yaşatın! İçinizde ölen insanlık, hepimiz için birer tehdittir. Biraz daha detaya girerek taleplerimizi maddeler halinde sizlere aktarmak istiyorum.

-Ülkemizde, hayvanlara yapılan eziyetler artık hepinizin de bildiği üzere kabahat değil suç olarak görülmektedir ve hayvanlara yapılan eziyetler ceza hukukuna göre değerlendirilmemektedir.  Tasarıda bu konu ile ilgili olarak bulunan cezaların alt sınırlarının düşük olması nedeni ile cezalar caydırıcı olmamaktadır. Bu da her geçen gün bazı canilerin ellerini kollarını sallayarak aynı suçları işlemeye devam edebilmelerine olanak sağlamaktadır. Anayasamızda bulunan cezaların caydırıcı olmasını ve ikinci bir kez benzer bir suçu işleyen kişilerin çok daha ağır şekillerde cezalandırılmasını istiyoruz. Ayrıca bu kişilerin ilk önce rehabilitasyon merkezlerine gönderilmesini talep ediyoruz. Aksi taktirde suçlarının karşılığında küçük ceza alan bu kişiler toplumumuz için ciddi tehditler oluşturacak ve bir gün çocuklarımızı bile rahat bırakmayacaklardır.

HALKA AÇIK ALANLARA MOBESE TAKILMALI

-Suç teşkil eden durumların açıklığa kavuşturulması için mutlaka halka açık alanlara MOBESE takılmalıdır. Sadece hayvanlar için değil, çocuk kaçırılma ya da istismarı gibi durumlarda da MOBESE’nin önemi büyük olacaktır.

DERNEKLER DENETLENMELİ

– Türkiye’nin pek çok yerinde “Hayvan severler” ya da “hayvanları koruma” adı altında bir çok dernek kurulmuştur. Kurulan bu derneklerin maalesef çok azı faaliyet göstermektedir. Aralarında faal olmayan ve hayvanlar üzerinden insanların da vicdanlarını kullanarak kazanç elde etmeye çalışan dernekler mevcuttur . Tüm dernekler acilen denetlenmelidir. Hayvanları koruma adı altında açılmak istenen derneklerin açılabilmeleri için de daha ciddi ölçütler konulmalıdır. Her isteyen, canların söz konusu olduğu dernekler kuramamalıdır.

BARINAKLAR ÖLÜM YUVALARI DEĞİL, YAŞAM EVLERİ OLMALI

-Her ilde hatta mümkünse her ilçede bir barınak kurulmalı ve bu barınakların başına hayvan sağlığı konusunda eğitimli ve vicdanlı kişiler getirilmelidir. Barınakların yetersizliği ve var olan ancak hayvan ölümlerinin çok sık meydana geldiği bazı barınaklar dolayısı ile biz hayvan severler ciddi sıkıntılar yaşamaktayız. Çoğu zaman barınaklarda yer olmadığından ya da barınaklara emanet edilen canların ölmesi, hasta olması nedeni ile bu canlara evlerimizde, kendi imkanlarımızla bakmakta ve onları yaşatmaya çalışmaktayız. Bu durumdan sadece zaman zaman yetersiz kaldığımızdan şikayetçiyiz.  Barınakların hijyenik olması ve hayvan sağlığı için gerekli koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir.  İşini layığı ile yapan barınakları tenzih ederek şunu belirmek isteriz ki barınaklar bizlerin maalesef korkulu rüyası olarak görülmektedir. “Barınağa verdim” cümlesi bizleri çoğu zaman ciddi anlamda ürkütmektedir.  Dolayısı ile bu konu üzerinde de durulması gerektiğini önemle arz etmekteyiz. Barınaklar ölüm yuvaları değil, yaşam evleri olmalıdır.

HAYVAN HASTANESİ OLMALI

-Her ile mutlaka en az bir hayvan hastanesi kurulmalı ve yine aynı şekilde en az bir adet de belediye veteriner kliniği açılmalıdır. Kurulan bu hastanelerin içerisinde bir hayvanın sağlığı için gerekli tüm cihazlar bulunmalıdır. Gerekli bulunduğu taktirde bu hastaneler, özel kliniklerle ortak çalışmalar yürütmelidirler. Bu sayede herkes acil bir durumda bulduğu yaralı, müdahaleye muhtaç bir hayvanı rahat bir şekilde tedavi ettirme imkanı bulacaktır. Tedavi ettirme imkanı bulunamadığından ölen hayvanların haddi hesabı yoktur.

NÖBETÇİ KLİNİK BULUNMALI

-Her ilçede geceleri açık mutlaka en az 1 tane nöbetçi veteriner kliniği bulunmalıdır. Tıpkı nöbetçi eczane sistemi gibi bir sistem de Veteriner klinikleri için uygulanmalıdır. Maalesef bazı acil müdahale yapılması gerektiği durumlarda açık klinik bulunamadığından bazı hayvanlar hayatlarını kaybedebilmektedirler.

HAYVANLAR TİCARET AMAÇLI KULLANILMAMALI

-Petshoplarda kedi, köpek, tavşan gibi hayvanların satışına yer verilmemelidir. Maalesef bu gibi hayvanlar çoğu zaman çok sağlıksız koşullarda üretilmektedir ve üretim çiftlikleri adı altında varlığını sürdüren yerlerde bir hayvan yıl içerisinde defalarca kez yavrulatılabilmektedir. Bu çok canicedir ve bunun da mutlaka önüne geçilmelidir. Bazı hayvan türlerinin tükenmemesi adına sınırlı sayıda üretimi dışında hiçbir şekilde bu hayvanların ticari amaçlarla kullanılmasına izin verilmemelidir. Ölçüt, bu alanda da çok önemlidir. Özellikle de düşünülmeden; sevgiliye, çocuğa, eşe, dosta alınan hayvanların bir süre sonra sokaklara, ormanlara atıldığını bilmenizi isteriz. Bu gibi evcilleşmiş hayvanlar atıldıklarında hayatlarını  sürdürememektedirler. Hayvanlar birer eşya değil, tıpkı bizler gibi sahiplenme duygusu olan canlılardır. Sahiplendirmeler kesinlikle hayvanların yararına maddeler içeren sözleşmelerle yapılmalıdır.

YAŞAM KOŞULLARI GÜVENCE ALTINA ALINMALI

-Ormanlara terk edilen hayvanların yaşam koşulları güvence altına alınmalıdır. Hayvanlar ölüme terk edilmemelidirler. Buralarda bulunan köpekler için mutlaka barınabilecekleri alanlar ve karınlarını doyurabilecekleri belirli denetimli besleme noktaları yapılmalıdır. Buradaki canları takip edecek hayvan sağlığı konusunda deneyimli çalışanlar bir araya getirilmeli ve görevlendirilmelidirler.

CANLI HAVAN DÖVÜŞLERİNE SON VERİLMELİ

-Canlı hayvan dövüşlerine son verilmelidir. Maalesef hayvanseverler olarak hayvan dövüşlerinin yapıldığı ile ilgili duyumlar almaktayız. Bu duyumu  destekleyen videolar da internet ortamında dolaşmaktadır.

FAYTON İŞKENCESİ

-Fayton işkencesine son verilsin ve içerisinde hayvan ticaretinin bulunmadığı bir yol tercih edilsin.  Her yıl atların ölümleri ile ilgili haberler görüp bir şeyler yapamamak bizleri derinden üzmeketedir. Özellikle de İstanbul’da Adalarda gerçekleşen at ölümleri…  Ayrıca, atların çoğunlukla bu bölgede işe yarar görülmediği için terk edildiğini bir kez daha hatırlamanızı isteriz. Kötü şartlar altında bakılmış olan bu terk edilen atlar maalesef sağlık nedenleri ile nadiren hayatta kalabilmektedirler.

HAYVAN SİRKLERİ YASAKLANMALI

-İçerisinde hayvanların bulunduğu sirkler kati suretle yasaklanmalıdır. Hayvanlar eğlence aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Ayrıca yine aynı şekilde insanları eğlendirmek amaçlı açılmış penguen ve yunus parkları kapatılmalıdır.

-Deniz canlılarının sergilendiği büyük akvaryumlar denetlenmeli ve bu alanlarda yaşamını sürdüremeyen ya da zarar gören canlıların bu akvaryumlarda bulundurulması yasaklanmalıdır.

ÇOCUKLARA HAYVAN VE DOĞA SEVGİBİ AŞILANMALI

– “Ağaç yaşken eğilir”. Bu nedenle müfredata, öğrencilere hayvan ve doğa  sevgisini aşılamak ve onların hayvanlardan korkmasını engellemek adına bir ders eklenmelidir. Bu ders belirli aralıklarda uygulamalı bir ders olarak da dahil edilebilir. Bu şekilde daha sağlıklı bir toplum olabileceğimizin kanaatindeyiz.Bu bağlamda tiyatro, sinema gibi sanat dalları da kullanılabilir.Ayrıca düzenlenebilecek etkinlikler de hayvan ve doğa sevgisini aşılama konusunda etkin olacaktır.

KAMU SPOTLARINDA HAYVANLARA YER VERİLMELİ

-Kamu spotlarında hayvanlara sıklıkla yer verilmelidir. Toplumu bilinçlendirme çalışmaları, bizlerin yararına olacaktır.

Her birey kendi yaşadığı alandaki canlardan sorumlu olmalıdır. Bu canların bakımı için bir kurum veya kuruluştan yardım alabilmelidirler ve herhangi bir sorunda ulaşabilecekleri bir yardım hattı ve ekibi oluşturulmalıdır.

Sorunun bir parçası olmak yerine, çözümün bir parçası olmalıyız.  “Kimsesiz hayvanlar; aç kalmayı, dayak yemeği, taşlanmayı, öldürülmeyi hak etmiyor. Lütfen sokağınızdaki, çevrenizdeki kimsesiz dostlarımıza sahip çıkın. Başkası yapar diye düşünmeyin. O başkası sizsiniz çünkü.”

Haber-Fehmi DUMAN-Necla BAKAN

YORUMLAR

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar